Baki ÖNCEL
Sessizliğin Bedeli
04/11/2025
silahla, parayla, sloganla değil, vicdanın yeniden uyanışıyla başlar. SESSİZLİĞİN BEDELİ Biz, sustukça karanlık konuştu. Korkularımız büyüdü, itirazlarımız küçüldü. Bir gün geldi, yanlışın karşısında sessiz kalanların, yanlışın bir parçası olduğunu anladık. Kur’an, bize bu sırrı açıkça öğretir: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasul’e itaat edin, ve sizden olan ulü’l-emre de…” (Nisâ 59) Bu ayet, kör itaati değil, bilinçli sorumluluğu emreder. “Minküm”, yani sizden olan, size yabancı olmayan, adaletle aranızda duran emir sahiplerine itaat edin, der. Demek ki itaatin de bir vicdanı vardır. Zulmü meşrulaştıran itaat, itaate değil ihanete dönüşür. DOĞU’NUN SESSİZLİĞİ, BATI’NIN SORGUSU Biz, doğunun çocukları… Duygularla büyüdük, hürmetle eğildik ama bazen haksızlık karşısında fazla sustuk. Onlar, batının çocukları… Belki saygısızdılar ama haksızlığa karşı ses çıkarmayı öğrendiler. Artık zaman geldi; saygıyı sessizlikle, itaati körlükle karıştıran geleneği terk etme zamanı. Biz itaatkâr kullar değil, hakkın şahidi olan kullar olmalıyız. KORKU KÜLTÜRÜNDEN SORUMLULUK KÜLTÜRÜNE Bir milletin en büyük hastalığı korkudur. Korku, insanın dilini bağlar, kalbini susturur, aklını teslim alır. Ama bir kişi cesaretle konuştuğunda, bin korkak suskunluğundan uyanır. Hz. Ömer’in sözü kulağımıza küpe olsun: “Allah’tan korkan, başka kimseden korkmaz.” Vicdanı diri olan toplumlarda, zulüm kök salamaz. Çünkü her birey, kendi kalbinde bir mahkeme kurmuştur. VİCDANIN DİRİLİŞİ Vicdan, Allah’ın insana verdiği en büyük emanettir. Ne kanunla ölçülür, ne cezayla bastırılır. Vicdan, göklerle yer arasındaki en sessiz peygamberdir. Bu yüzden her birimiz kendimize sormalıyız: Bir mazlumun sesi bize ulaşınca ne hissediyoruz? Bir çocuk ağladığında, içimizde bir şey sızlıyor mu? Bir yanlış gördüğümüzde, “ben ne yapabilirim ki?” mi diyoruz, yoksa “ben susarsam kim konuşacak?” diye mi düşünüyoruz? BİR UYANIŞ ÇAĞRISI Bugün burada, bir hareket değil, bir uyanış başlatmamız lazım. Kendimizden, kalbimizden başlayan bir diriliş… Bu diriliş; ne bir ideolojiye, ne bir şahsa bağlı.. Yalnızca hakikate bağlı bir duruş olmalı… Unutmayalım: Bir toplumun dirilişi bir tek vicdanın uyanışıyla başlar. Bir kalp uyanır, bir ev değişir. Bir ev değişir, bir sokak aydınlanır. Bir sokak aydınlanır, şehir dirilir. Şehir dirilir, millet yeniden doğar. Haydi neredesin fetih nesli? Neredesin Akıncı ruhu? Neredesin sahabeyi örnek alan müslüman toplum? Neredesin? Ey ümmetin umut bağladığı, “gelir” diye her hilâlin doğuşunda dualarına kattığı ayyıldızlı bayrağın özgürlük muştuları neredesiniz? Ehli salîbin akıttığı kanlar Kudüste hiç kurumadı. Coğrafyamız kan gölüne döndü. Neredesiniz..? Ehlisalîp nöbeti siyonist çetelerine havale ettiğinden beri Kudüsüm kan ağlıyor. Mescidi Aksa'yı korumak için ölecek çocuklar doğuran annelerin, doğurduğu çocukları toprağa vermeye mecâli kalmadı. Neredesiniz? Sen imam hatip nesli! Sen ülküsü uğruna can vermeye hazır ocak terbiyesi alan ülküdaş! Sen milletin umudu milli gençlik! Neredesin? Alperen ruhunu yaşatmak için Ahmed Yesevi’yi mi bekliyoruz? Ey alperen ruhu taşıyan yiğitler! Neredesiniz? Kimbilir daha dünya yüzü görmeden kaç cenin toprağa düşecek? Kalkmak, dirilmek lazım. Zira suskunluğun bedeli pahalıya mâl oluyor. Ben, bu çağın bir insanı olarak, sustuğum her haksızlıkta payım olduğunu biliyorum. Bundan böyle kalbimi, dilimi, niyetimi adaletle buluşturmaya söz veriyorum. Ne devleti yıkmak için, ne zulmü örtmek için… Yalnızca hakkı hatırlatmak için konuşacağım. Çünkü biliyorum ki, bir milletin dirilişi bir tek vicdanın uyanışıyla başlar. Allah’ım! Bize doğruyu, doğru olarak göster ve ona uymayı nasip et. Yanlışı yanlış olarak göster ve ondan uzak durmayı kolaylaştır. Kalplerimizi korkudan değil, merhametten titret. Dilimizi öfkeyle değil, hikmetle konuştur. Bizi öyle kullarından eyle ki; zulme karşı susmayan, adaletten sapmayan, vicdanı diri, kalbi rahmet dolu olsun. Amin. Yazar Hakkında Baki ÖNCEL 4 KASIM 2025, Nevşehir |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Diploma mı, Karakter mi? - 21/02/2026 |
| Bugün bir öğrencinin değeri; kazandığı okulun markası ya da cebindeki diplomanın kağıt kalitesiyle ölçülür hale geldi. Ancak bu maddeci ölçü birimi, insanı eksik bırakıyor. |
| “Sözün Ahlakı”ndan “Sükûtun Hikmetine” - 26/01/2026 |
| Sükût, yalnızca kelimesizlik değil, kelimenin kaynağına dönüş yolculuğudur. Çünkü hakikî söz, sessizliğin bağrında mayalanır. Kalp huzur bulmadıkça, dil hakikati taşıyamaz. |
| Şehid Adını Değil, Emanetini Bırakır - 17/01/2026 |
| Şehitlik, ölenin değil; yaşayanın sırtına yüklenen bir sorumluluktur. |
| Sessizliğin, Zulmü Büyütmesin - 15/01/2026 |
| Zulme engel olmayan, zalimle arasına mesafe koymayan, aslında yardımı yanlış tarafa yapmaktadır. Bugün en yaygın savunma şudur: “Taraf değilim.” |
| Erdem Kimin Safında? - 07/01/2026 |
| Cahiliye’de kurulan bir adalet duruşu, İslam geldikten sonra bile değerini koruyorsa durup kendimize bakmamız gerekir. Bugün Neredeyiz? |
| Müslüman Toplumunun Sessizliği - 05/01/2026 |
| İmanla yoğrulmuş toplumlar neden vicdanlarını toplumsal bir sese dönüştüremiyor? |
| Filistin Direnişinde Batı Halkları ve Sokak Hareketliliği - 02/01/2026 |
| Batı halklarının -özellikle Avrupa’da ve Amerika’da- bazı konularda devletlerine rağmen sokağa dökülebilmesinin temelinde birkaç katman vardır. |
| 23 Aralık Dünya Şehit Çocuklar Günü - 17/12/2025 |
| Yeryüzünün vicdanı için bu gün, şehit çocukları hatırlama ve hatırlatma günüdür 23 Aralık. Gerçekten çocukları koruyamayan bir medeniyet, medeniyet midir? |
| Tebük Seferi, Sahabe Psikolojisi ve Günümüzde Hizmetten Kaçış Mazeretlerimiz - 05/12/2025 |
| Tebük Seferi, hem sahabe hem de günümüz insanları için sadakat, tevbe ve sorumluluk dersleri verir. |
Devamı |