• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

    • TEMSİLCİLER TOPLANTIMIZ YAPILDI
    • ALEMDAR İmam Hatipliler Derneği 1’inci Genişletilmiş Temsilciler toplantımızı gerçekleştirdik.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Emin ŞEKERCİ
zeminsekerci@gmail.com
Ne Olacak Bu İhtiyarların Hali?
10/12/2025




Sermayemden 22 yılı şu soruya maruz kalarak tükettim;
‘‘Ne olacak bu gençlerin hali?’’ Şimdi elimdeki kalemin vermiş olduğu cesaretle, o meşhur soruyu tersine çeviriyor ve ben soruyorum: Ne olacak bu ihtiyarların hali?

Tabi ki bu soru rahatımızı bozacak, konforumuzu sarsacak. Çünkü sanık sandalyesinde gençleri görüyor olmanın, elinize aldığınız yargıç tokmağını özgüvenle masaya vurmanın alışkanlığı içerisindesiniz. Ama bugün mahkeme salonu, muhasebe meclisi değişti. Bugün o tokmak yakıcı gerçeklere vurulacak. 

Farkında olarak veya olmayarak sergilediğiniz evlere şenlik, trajikomik tiyatrolar var. Adına ‘‘Gençlik Zirvesi’’ , ‘‘Gelecek Vizyonu’’ dediğiniz o devasa masalara bakıyoruz; etrafında saçlarındaki beyaz sayısı bizim yaşımızı geçmiş takım elbiseli adamlar… Ve ne gariptir ki o masanın tek eksik unsuru ‘‘gençler’’.

Kendi aranızda toplanıp, gençlerin neler seveceğine, nelere ihtiyaç duyduğuna, nasıl mutlu olacağına, hatta nasıl düşünmesi gerektiğine sizler karar veriyorsunuz. Bir terzinin, müşterisinin beden ölçülerini almadan kafasına göre elbise dikmesi kadar absürt, bir o kadar da kibirli. ‘‘Gençler buna bayılır’’ diyorsunuz kendinizce. Nereden biliyorsunuz efendiler? Hangi genci meclisinize alıp ‘‘Neye ihtiyacın var?’’ diye sordunuz? Yoksa gençliğinizde eksik kaldığınız, mahrum edildiğiniz heveslerinizi “gençler bunu sever” iddiasıyla bizlere mi pazarlıyorsunuz? Doktor edasıyla bizlere derdimizi sormadan reçete yazma sevdanız bizi iyileştirmiyor…

Sabah akşam ‘‘Gençler üretmiyorlar, hazır olana konuyorlar’’  diye hüküm vermek kolay. Sormazlar mı adama; “Gençler koşmak isterken, siz yol mu oldunuz? Kanatlanmak isterken, rüzgar mı oldunuz? Malınızla, malınız yoksa canınızla hangi gence dokundunuz?” Yoksa gençlerin kanatlarını, umutlarını sizler mi kırdınız? 

Sizin övgülerle bahsettiğiniz gençliğinizin arşivlerini açalım mı? Anlatılanlara göre siz 20’li yaşlarınızda atomu parçalıyor, 30’larınızda Rönesans’ı yeniden başlatıyordunuz. Oysa sizlerin mükemmel başarılar olarak anlattığınız şeyler dönemin şartlarının getirdiği birer kolaylıktan ibaretti. Sizler, devlet kapısında memur olmanın, bir maaşla ev almanın standart olduğu bir nehirde akıntıya kapılarak yüzdünüz. Biz ise bugün, sizler tarafından kurutulan o nehrin dibinde, susuzluktan çatlaklar oluşmuş toprağın üzerinde kulaç atmaya çalışıyoruz. Sizin ‘‘normal’’ hayatınız, bizim ‘‘hayalimiz’’ oldu. 

Bizleri sürekli olarak ‘‘üretmeyen nesil’’ olarak suçluyorsunuz. Oysa biz, “eski köye yeni adet getirme” diyerek büyüttüğünüz, “başımıza icat çıkarma” diye susturduğunuz çocuklarınızız. Merak etmemizi ‘‘itaatsizlik’’ , girişimlerimizi ‘‘macera’’ sayan bu kültürün mimarı sizler değil misiniz? Bir genç, heyecanla hayallerini anlatırken, “sigortalı işin olsun macerayı bırak!” diyerek o ateşi söndüren siz değil misiniz? Şimdi hangi yüzle o sönmüş küllerden bir yangın çıkmasını bekliyorsunuz? 

Gençler bir şey yapmıyor değil efendiler; gençler, sizin inşa ettiğiniz, her köşe başını tuttuğunuz, koltuklarınızdan vazgeçemediğiniz, fırsat eşitliğini tanıdıklarınızla yok ettiğiniz ve bizim adımıza ama bizden habersiz kararlar aldığınız bozuk düzende sadece ‘‘nefes almaya’’ çalışıyor. 

Velhasıl kelam; gençlerin hali mücadele, ihtiyarların hali ise büyük bir gaflet. 

Şimdi soruyorum size: "Armut piş ağzıma düş" diyen gençlerden şikayet etmeden önce, o armut ağacını zamanında kurutan bahçıvanlar olarak aynaya bakmaya cesaretiniz var mı? Yoksa o aynayı da mı "gençler kırdı" diyeceksiniz?

Okuduklarınız karşısında düşünmeye başladıysanız şayet, bu yazıyı hiçbir şey üretmiyor diye yaftaladığınız bir genç yazdı. 

Rabbim her birimize gaflet halinden arınmayı nasip etsin…


Yazar Hakkında


Emin ŞEKERCİ



624 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Leyla’sı Yok Diye Mecnun da ‘‘Leyla’’ - 06/01/2026
Eskilerin hikayesinde Mecnun, Leyla’nın peşinden giderken hakikati bulur, uyanır ve erenler kervanına dahil olurdu. Şimdi senaryo değişti.
Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit! - 30/12/2025
Bu akşam o üç evde sofra kurulmadı, o üç evin ışıkları sönmedi… O şehidin kızı soracak; ‘‘Anne babam eve neden gelmedi?’’ ne diyecek o anne?
"Din" Yalanı - 27/12/2025
‘‘Alnı secde görüyor’’ cümlesi, o kişinin emin, güvenilir ve adil olduğunun kanıtı sayılmıyor artık. Çünkü biz, ibadetin estetiğine verdiğimiz önemi, ahlakın inşasına vermedik.
Mehmet Akif’in Kirli Çamaşırları - 22/12/2025
Gündüzleri ‘‘Safahat’’ dizeleri okuyan sözde büyük adamlar, geceleri dibine kadar ‘‘Sefahat’’ batağına batmışsa, burada çürüyen sadece bir şahıs değil, o şahsın temsil ettiğini iddia ettiği değerlerdir.
“Bizim Kız Daha Okuyor” mu? - 18/12/2025
Siz evlatlarınızı evde ana kuzusu diye severken, o kuzu dışarıda kurtlar sofrasında dolaşıyor, haberiniz var mı?
İznik Şifresi ve Devlet Aklı: Papa 14. Leo - 03/12/2025
Geçtiğimiz hafta, Türkiye sadece dini bir lideri ağırlamadı, yüzyıllık hesaplaşmaların, dünya üzerinde devam eden savaşların gölgesindeki jeopolitik satrancın ve Yeni Türkiye’nin diplomatik gündeminin tam ortasında yer aldı.