• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

    • TEMSİLCİLER TOPLANTIMIZ YAPILDI
    • ALEMDAR İmam Hatipliler Derneği 1’inci Genişletilmiş Temsilciler toplantımızı gerçekleştirdik.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Emin ŞEKERCİ
zeminsekerci@gmail.com
Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit!
30/12/2025




Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit!


Vakit, öğleyle ikindi arası… Güneş, utancından yüzünü dağların ardına saklamış, vatanımın semalarında derin bir sessizlik, haber bültenleri soğuk, spikerler mesafeli; ”3 polisimiz şehit…”

Ne kadar kolay bir söylem! Oysa o üç kelimenin içinde yarım kalan kahvaltılar, akşama ne pişireyim diye soran eşler, babam ne zaman gelecek diye cama yapışan yavrular saklı…

Düşünün! Gözlerinizi kapatın ve o anı yaşayın. Çatışmanın ortasında, kurşunların arasında, ölüm soğuk bir rüzgâr gibi üzerine geliyor. Önündeki o evde titreyen, korkudan gözleri büyümüş kirli ellerin altında masum bir çocuk… İşte o bir saniye, insanı her şeyden üstün kılan andır!

O an şehit polislerimiz de evlerinde bıraktıkları kendi yavrularını düşünebilirlerdi. Eğer şimdi ölürsem, oğlum mezuniyetinde kime gülecek, kızım gelinliğinin heyecanını kime gösterecek? diyebilirlerdi. Ama demediler! Kendi evlatlarının hayalini, o anlık kalplerinden uzaklaştırıp, yerine hiç tanımadıkları çocuğun korkusunu koydular. Allah’ım dediler, benim evlatlarım sana emanet, bu çocukta şu an bana emanet! Ve açtılar göğüslerini… Etlerini duvar, kemiklerini kalkan, imanlarını kubbe yaptılar o sabinin korkusunun üzerine…

Mermiler bedenlerine saplanırken değil, o çocuk ‘‘anne’’ diye ağladığında yandı canları. Onlar, bir çocuk ağlayacağına, bin tane baba ölsün diyen bir medeniyetin temsilcileriydi.

Dünya, çocukları bir sayı olarak görürken, benim yiğidim bir çocuğun tırnağı kırılmasın diye kendi kıyametini başlattı. Kendi çocuklarını yetim bırakma pahasına, bir teröristin masum çocuğu uğruna ateşe atlamak… Vallahi bunu yazmaya mürekkep, bunu anlatmaya yürek yetmez!

Bu akşam o üç evde sofra kurulmadı, o üç evin ışıkları sönmedi… O şehidin kızı soracak; ‘‘Anne babam eve neden gelmedi?’’ ne diyecek o anne? ‘‘Baban bir daha gelmeyecek kızım… Çünkü baban tanımadığı bir kardeşin korkmasın diye sana gelen yolları cennete çevirdi.’’

Ey Şehidim! Sen yere düştün ama sancağı yere düşürmedin Yiğidim! Şimdi o çocuk her nefes alışında, senin ciğerin dolacak havayla... Ve biz her aynaya baktığımızda; senin o yüce fedakarlığını hatırlayıp, ‘‘İnsan’’ olmanın ne ağır bir yük ne çetin bir sınav ama ne şerefli bir makam olduğunu, gözyaşlarımızla iliklerimize kadar hissedeceğiz...

Gittin sanma... Sen, toprağın kara bağrına değil, bu milletin kanayan vefasına, en müstesna köşesine gömüldün. Belki bu akşam evindeki yastık soğuk kalacak, belki ‘‘Baba’’ diyen o cıvıltılı sesler duvarlarda yankılanıp cevapsız dönecek... Ama bil ki Yiğidim; Sen o masumun hayatını kurtararak, kendi evlatlarına bırakabileceğin en büyük mirası, dünyadaki bütün servetlerden daha ağır o lekesiz soyadını bıraktın: ‘‘Şehit Evladı’’

Şimdi kaldır başını ve bak! Arş’ın kapıları ardına kadar açık... Çocukları çok seven, yetimlerin hamisi Resulullah (s.a.v.) tebessümle seni bekliyor. Açmış o mübarek kollarını; Gel, diyor, ‘‘Gel ey benim şefkatimi kuşanan aslanım! Kendi kuzusunu hasret ateşine atıp, ümmetin kuzusunu kurda kaptırmayan merhamet abidem, gel!’’

Yeryüzünde seni ‘öldü’’ sananlar ne büyük gaflettedir. Sen artık bir çocuğun yarına umutla bakan gözlerinde nursun. Sen artık bir annenin semaya açılan ellerinde duasın. Ve sen, merhametin kuruduğu şu çorak dünyada, insanlığın yeniden yeşermesi için toprağa düşen cemresin.

Gidin Yiğitlerim... Gözünüz arkada kalmasın. Çünkü sizin o yarım kalan nefesinizi biz tamamlayacağız. Sizin o yere düşürmediğiniz merhamet sancağını ant olsun ki biz devraldık, mahşere kadar da bırakmayacağız.

Hakkınızı helal edin diyemem, yüzümüz yok. Sadece şefaat edin... Bir çocuk üşümesin diye kendi dünyasını ateşe veren, bir sabi korkmasın diye ölümü korkutan o koca yüreğinizden; bizim şu bencillikten kurumuş, şu dünya hırsıyla çoraklaşmış ruhlarımıza da bir damla merhamet düşsün...

Düşsün ki; belki o zaman utanırız…

El-Fatiha...

 

 


Yazar Hakkında


Emin ŞEKERCİ



412 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Leyla’sı Yok Diye Mecnun da ‘‘Leyla’’ - 06/01/2026
Eskilerin hikayesinde Mecnun, Leyla’nın peşinden giderken hakikati bulur, uyanır ve erenler kervanına dahil olurdu. Şimdi senaryo değişti.
"Din" Yalanı - 27/12/2025
‘‘Alnı secde görüyor’’ cümlesi, o kişinin emin, güvenilir ve adil olduğunun kanıtı sayılmıyor artık. Çünkü biz, ibadetin estetiğine verdiğimiz önemi, ahlakın inşasına vermedik.
Mehmet Akif’in Kirli Çamaşırları - 22/12/2025
Gündüzleri ‘‘Safahat’’ dizeleri okuyan sözde büyük adamlar, geceleri dibine kadar ‘‘Sefahat’’ batağına batmışsa, burada çürüyen sadece bir şahıs değil, o şahsın temsil ettiğini iddia ettiği değerlerdir.
“Bizim Kız Daha Okuyor” mu? - 18/12/2025
Siz evlatlarınızı evde ana kuzusu diye severken, o kuzu dışarıda kurtlar sofrasında dolaşıyor, haberiniz var mı?
Ne Olacak Bu İhtiyarların Hali? - 10/12/2025
Tabi ki bu soru rahatımızı bozacak, konforumuzu sarsacak. Çünkü sanık sandalyesinde gençleri görüyor olmanın, elinize aldığınız yargıç tokmağını özgüvenle masaya vurmanın alışkanlığı içerisindesiniz.
İznik Şifresi ve Devlet Aklı: Papa 14. Leo - 03/12/2025
Geçtiğimiz hafta, Türkiye sadece dini bir lideri ağırlamadı, yüzyıllık hesaplaşmaların, dünya üzerinde devam eden savaşların gölgesindeki jeopolitik satrancın ve Yeni Türkiye’nin diplomatik gündeminin tam ortasında yer aldı.