• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Emin ŞEKERCİ
zeminsekerci@gmail.com
3. Dünya Savaşı ve Türkiye
15/01/2026





3. Dünya Savaşı ve Türkiye

Bugün size hamasetle, temenni ya da niyet okuması sunmayacağım. Bugün, küresel devlerin kapalı kapıları ardında konuşulan, haritalar üzerinde işaretlenen ve pimi çekilmiş o bombayı anlatacağım.

Dünya, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük kırılma anının arifesinedir. Jeopolitik fay hatları çatırdamıyor, parçalanıyor. Bu kırılmanın merkez üssü sandığınız gibi ne Ukrayna ne de Tayvan… Merkez üssü Kuzey’den Güney’e, Doğu’dan Batı’ya uzanan hattın tam orta noktası, yani bizim kapımızın eşiğidir.

Analizime Kuzey’den, Grönland ve Arktik hattından başlamam sizi şaşırtmasın çünkü büyük resmi görmek detayların birleştirilmesiyle mümkündür. Büyük güçler (ABD, Rusya, Çin) Kuzey’de enerji kavgaları ve yeni ticaret yolları için masaları devirdi. Bunun net anlamı şudur; "Dünya üzerinde artık bağlayıcı bir uluslararası hukuk yoktur." Kuzey’de kılıçlar kınından çıktıysa, Güney’de yani özellikle Ortadoğu’da kimse kimseye dur demez. Bu hukuksuzluk üzerine kurulu düzen en çok bizim gibi jeostratejik geçiş güzergahlarını vurur. Çünkü devler, yeni düzeni kurmadan önce oyun alanlarındaki güçlü kaleleri yıpratmak zorundadır. Yani bizi…

Gözlerinizi Doğu’ya çevirin. İran üzerindeki hareketlilik sıradan bir halk kavgası değildir. Batı’nın İran planı bir demokrasi inşası hiç değildir. Plan, Anadolu’nun doğusundaki asırlık dalgakıranı yıkmaktır. Şunu özellikle not edin; İran’ın istikrarsızlaştırılması demek, milyonlarca mültecinin, kontrolsüz silahlı grupların ve kaosun doğrudan Türkiye sınırına, Hakkari’ye, Van’a yığılması demektir. Birileri önümüzdeki 1 – 2 ay içerisinde İran’ın pimini çekerek patlamanın şarapnellerini bizim vatanımıza yağdırmak istiyor. Bu Türkiye’yi Doğu’dan kilitleme ve enerjisini tüketme hamlesidir.

Ve Güney… Hala İsrail’in doyumsuzluğunu ‘‘Gazze ile sınırlı kalacak’’ diye savunan stratejik körler var. Karşımızdaki yapı rasyonel bir devlet aklıyla değil, teolojik bir saplantıyla hareket ediyor. Haritalarını masanıza koyun. Sözde vadedilmiş topraklar dedikleri coğrafyanın kuzey sınırı bizim Fırat nehrimize dayanmaktadır. Lübnan onlar için bir ara durak, Suriye ise bir geçiş güzergahı. Asıl hedef, Fırat havzasıdır. PKK/YPG’ye verilen on binlerce tır mühimmatın, İsrail’in bölgedeki ilerleyişiyle eş zamanlı olarak aktive edilmesini tesadüf mü sanıyorsunuz? Güneyimizdeki terör koridoru, İsrail’in Anadolu’ya uzanan otobanı olmak üzere dizayn edilmiştir.

Gelelim o kritik soruya, neden şimdi? Çünkü zamanlama stratejinin temelidir. ABD’nin Kuzey’deki hamleleri, İran’daki iç kırılganlığın zirveyi bulması ve İsrail’in sahada ulaştığı lojistik doygunluk aynı zaman diliminde kesişiyor. İstihbarat raporlarını, sahadaki askeri hareketliliği ve diplomatik trafiği üst üste koyduğunuzda sonuç nettir; Bahar ayları, bu coğrafyaya çiçek kokusuyla değil, barut kokusuyla gelecek.

Bu tabloyu sizi korkutmak için çizmedim. Bilakis yaklaşan tehlikenin boyutunu bilmek en büyük güçtür. Devlet aklı bu 3 cepheli kuşatmayı görmekte ve adımlarını atmaktadır. Savunma sanayiindeki hızlanma, sınır ötesindeki hamleler, diplomatik manevralar… Hepsi bu büyük karşılaşma içindir.

Savaş kapımıza dayanmadı, savaş karşımızda. Ama unutulan bir şey var; burası tarihin her döneminde son kale olmuş, Türklerin karargâhı, Müslümanların can damarı Anadolu’dur. Bu milletin feraseti, devletin hafızası ve ordunun gücü bu kuşatmayı yaracak kapasitededir.

Sadece şuna hazır olun; önümüzdeki aylar, Türkiye’nin son 100 yılda vereceği en büyük sinir harbi olacak. Önümüzdeki yıllar barut kokularının çiçek kokularına karıştığı, baharın müjdesiyle ölümün soğuk nefesinin aynı anda hissedildiği, tarihin en uzun ve en çetin dönemi olacak.

Düşmanın sadece sınırda topla, tüfekle, füzeyle değil, içeride yalanla, iftirayla, fitneyle saldıracağını da bilin. En büyük hazırlığı, en güçlü savunmayı işte burada, kendi içimizde kurmak zorundayız.

Önümüzdeki günlerde, sosyal medya lağımlarından üzerinize kusulacak yalanlara, kardeşi kardeşe düşürmek için kurgulanan o sinsi provokasyonlara karşı uyanık olun! Sokakta, kahvehanede, otobüste biri şu mezhepten, şu etnik kökenden, şu partiden diye başlayıp ayrılık tohumu ekiyorsa bilin ki o kişi, o an düşmanın en tehlikeli askeridir. Unutmayın kaleyi dışarıdan yıkamayanlar, içeriden anahtarı çalmaya çalışırlar. O anahtarı vermeyin!

Barut kokusu çiçek kokusuna karışacak dedik... Evet, bedel ödeyeceğiz. Belki canımız yanacak, belki uykularımız kaçacak. Ama unutmayın ki çiçekler, en gür ve en canlı haliyle, şehit kanıyla sulanmış topraklarda açar.

Önümüzdeki zamanlar, bir elenme vaktidir. Çürükler dökülecek, korkaklar kaçacak, hainler kusulacak. Geriye ise sadece etle tırnak gibi kenetlenmiş, Vatan denilen o mukaddes emaneti yere düşürmeyen çelikten bir millet kalacak.

Hazır olun. Savaş rüyada değil, savaş zihninizde, savaş kalbinizde, savaş sokağınızda başladı. Fitneye geçit yok, korkuya yer yok, gevşemeye lüksümüz yok. Safları sıklaştırın, başlıyoruz!  

 

 


Yazar Hakkında


Emin ŞEKERCİ

15/01/2026



407 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Her Çiçek Kendi Toprağına Hasrettir - 21/02/2026
Bugün modern insanın en büyük buhranı, yanlış toprakta çiçek açmaya çalışmasıdır. Ruhu arşa özlem içeren bir varlığı sadece madde, şehvet ve menfaat bataklığına dikerseniz o insan çürür.
Yâri Güzel Olanın Uyku Girmez Gözüne - 29/01/2026
Tasavvuf ehli der ki: ‘‘Gözüne uyku giren, henüz Cemal’i görmemiştir.’’
Leyla’sı Yok Diye Mecnun da ‘‘Leyla’’ - 06/01/2026
Eskilerin hikayesinde Mecnun, Leyla’nın peşinden giderken hakikati bulur, uyanır ve erenler kervanına dahil olurdu. Şimdi senaryo değişti.
Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit! - 30/12/2025
Bu akşam o üç evde sofra kurulmadı, o üç evin ışıkları sönmedi… O şehidin kızı soracak; ‘‘Anne babam eve neden gelmedi?’’ ne diyecek o anne?
"Din" Yalanı - 27/12/2025
‘‘Alnı secde görüyor’’ cümlesi, o kişinin emin, güvenilir ve adil olduğunun kanıtı sayılmıyor artık. Çünkü biz, ibadetin estetiğine verdiğimiz önemi, ahlakın inşasına vermedik.
Mehmet Akif’in Kirli Çamaşırları - 22/12/2025
Gündüzleri ‘‘Safahat’’ dizeleri okuyan sözde büyük adamlar, geceleri dibine kadar ‘‘Sefahat’’ batağına batmışsa, burada çürüyen sadece bir şahıs değil, o şahsın temsil ettiğini iddia ettiği değerlerdir.
“Bizim Kız Daha Okuyor” mu? - 18/12/2025
Siz evlatlarınızı evde ana kuzusu diye severken, o kuzu dışarıda kurtlar sofrasında dolaşıyor, haberiniz var mı?
Ne Olacak Bu İhtiyarların Hali? - 10/12/2025
Tabi ki bu soru rahatımızı bozacak, konforumuzu sarsacak. Çünkü sanık sandalyesinde gençleri görüyor olmanın, elinize aldığınız yargıç tokmağını özgüvenle masaya vurmanın alışkanlığı içerisindesiniz.
İznik Şifresi ve Devlet Aklı: Papa 14. Leo - 03/12/2025
Geçtiğimiz hafta, Türkiye sadece dini bir lideri ağırlamadı, yüzyıllık hesaplaşmaların, dünya üzerinde devam eden savaşların gölgesindeki jeopolitik satrancın ve Yeni Türkiye’nin diplomatik gündeminin tam ortasında yer aldı.