Emin ŞEKERCİ
zeminsekerci@gmail.com
Yâri Güzel Olanın Uyku Girmez Gözüne
29/01/2026
Erenler meclisinde, duyanı yakan, duymayanı uyutan bir söz dolaşır; ‘‘Yâri güzel olanın, uyku girmez gözüne…’’ Sanmayın ki bu söz, materyalist zihinlerin topraktan yaratılmış gelip geçici bedenlere duyduğu hevesin nişanesidir. Bu söz; ruhun asıl vatanından ayrılıp şu çokluk alemine düştüğü günden beri ruhunun en derin noktasında yaşadığı ayrılık acısının iniltisidir. Zira hakiki aşığın yâri; güzelliği geçici olan Leyla değil, güzelliğin kaynağı, membaı ve bizzat sahibi olan Mevla’dır. Kıssayı hepiniz bilirsiniz; Hz. Yusuf’un cemaliyle karşılaşan Mısırlı kadınlar, ellerindeki bıçaklarla parmaklarını kestiler de bedenlerinde ufacık bir sızı duymadılar. Bir fani kulun yüzündeki yansıma bile insanı böylesine sarhoş ediyorsa; o güzelliği yaratan tasarımcının, o yüzü nakşeden nakkaşın, alemleri nuruyla doldurup taşıran Cemalullah’ın aşkına düşen nasıl uyur? Nasıl gaflet yorganının altına saklanıp da o tatlı canını yatağa teslim edebilir? Uyku; bedenin gıdası ve dinlenmektir, doğrudur. Lakin aşk; kalbin titremesi, ruhun miracıdır. Ruh, Cemalullah’ın seyrine daldığında, bedenin feryadına sağır olur, göz kapakları sevgilinin hayaliyle mühürlenir. O mühür vurulduğunda göz kapaklarımıza, uyku o kapıyı çalacak cesaret bulamaz. Benim gibi gafiller için gece; karanlık bir zindan, yalnızlık ve korku doludur. Hak aşıkları içinse gece; perdelerin kalktığı, Allah’tan gayrı her şeyin sustuğu ve sadece dostun sesinin duyulduğu bir vuslat odasıdır. Düşünün ki; Padişahlar Padişahı, gecenin en efsunlu deminde, rahmet kapılarını ardına kadar açmış, melekler saf saf dizilmiş, kâinat uykusundayken O uyanık, senin uyanmanı, bir ‘‘Allah’’ demeni bekliyor. Hal böyleyken, Padişah seni huzuruna davet ederken, senin o gaflet döşeğinde, o uykunun koynunda kalman hangi edebe sığar? ‘‘Seven, sevdiğiyle baş başa kalmak istemez mi?’’ fermanı yürekleri dağlarken, hangi sadık aşık başını o yumuşak yastığına gömüp sevgiliye sırtını dönebilir? O gözler kapandığı an, sevgiliden ayrı kalmanın korkusu sarar yüreği, Seher vakti, aşığın maşuğuna yazdığı en mahrem mektuptur. O vakit bedenin değil, ruhun kıyamıdır, miracıdır. Mevlâna Hazretleri boşuna mı döndü sabahlara kadar? Yunus Emre, elinde asası, sırtında hırkasıyla boşuna mı arşınladı dağları, taşları? Onlar biliyorlardı ki; diri olanın huzurunda ölü gibi yaşamak aşığa ar gelir, zül gelir. Tasavvuf ehli der ki: ‘‘Gözüne uyku giren, henüz Cemal’i görmemiştir.’’ Çünkü O’nun güzelliğinden bir parıltı görenin gözüne, dünya ve içindekiler çer çöp görünür. Onlar gündüzlerini insanlarla geçirirken, gecesinde Allah’la olmanın hayali içindedirler. Bu yolda yürüyenlerin yatakları soğuktur, çünkü onların yangını gönüllerindedir. İçeride vuslat ateşi yanarken, bedeni uyutmak mümkün müdür? Ruh, kafesinden çıkıp sahibine kanatlanmak isterken, beden o ruhu uykuyla zincirleyebilir mi? Şimdi sor kendine: Gecelerin nasıl geçiyor? Rüyaların kime çıkıyor? Başını yastığa koyduğunda dünya nimetleri, yarının endişesi ya da fani sevdalarla meşgulsen bil ki; senin yârin ‘‘güzel’’ değil, ‘‘fani’’dir. Eğer yatağa girdiğinde sağ tarafın üzere dönüp; ‘‘Rabbim! Cemalini dilerim, rızasını isterim. Seni anmadan geçen her anım ziyan, seni bulmadan aldığım her nefes haramdır’’ diye bir sızı düşüyorsa gönlüne, korkma… Bil ki; o an Arş-ı Âlâ’dan ismine özel bir ferman inmiştir. O an, Alemlerin Rabbi olan Sevgili; meleklerini aradan çekmiş, kâinatın gürültüsünü susturmuş ve o muazzam azametiyle, bir anne şefkatinden bin kat daha merhametli bir sesle ruhuna fısıldamıştır: 'Kulum... Herkes beni terk etti, herkes gaflet uykusuna daldı, herkes kendine başka yâr buldu... Kalk! Kalk da şu kimsesiz gecede, kimseler duymadan bana gel dertleşelim...' Düşün ve titre ey can! Padişahlar Padişahı, sarayının en mahrem kapısını sana açmış, 'Gel' derken; senin o davete icabet etmeyip, yorgana sarılman, rüyalara kaçman; aşkın hukukuna sığar mı? Sevgili kapıda beklerken içeride uyumak, sevene ölümden daha ağır gelmez mi?" Uyuşan bedenin değil, uyanan ruhun olsun. Zira kabirde uyuyacak çok vaktin olacak. Fırsat eldeyken, kapı açıkken, Sultan "Gel" derken... Uyumak, aşığa yakışmaz. Ne mutlu, Yâri Allah, derdi Allah, davası Allah olup da gecesi nur, uykusu sürur, uyanıklığı huzur olanlara... Yazar Hakkında Emin ŞEKERCİ |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Her Çiçek Kendi Toprağına Hasrettir - 21/02/2026 |
| Bugün modern insanın en büyük buhranı, yanlış toprakta çiçek açmaya çalışmasıdır. Ruhu arşa özlem içeren bir varlığı sadece madde, şehvet ve menfaat bataklığına dikerseniz o insan çürür. |
| 3. Dünya Savaşı ve Türkiye - 15/01/2026 |
| Dünya, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük kırılma anının arifesinedir. Jeopolitik fay hatları çatırdamıyor, parçalanıyor. |
| Leyla’sı Yok Diye Mecnun da ‘‘Leyla’’ - 06/01/2026 |
| Eskilerin hikayesinde Mecnun, Leyla’nın peşinden giderken hakikati bulur, uyanır ve erenler kervanına dahil olurdu. Şimdi senaryo değişti. |
| Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit! - 30/12/2025 |
| Bu akşam o üç evde sofra kurulmadı, o üç evin ışıkları sönmedi… O şehidin kızı soracak; ‘‘Anne babam eve neden gelmedi?’’ ne diyecek o anne? |
| "Din" Yalanı - 27/12/2025 |
| ‘‘Alnı secde görüyor’’ cümlesi, o kişinin emin, güvenilir ve adil olduğunun kanıtı sayılmıyor artık. Çünkü biz, ibadetin estetiğine verdiğimiz önemi, ahlakın inşasına vermedik. |
| Mehmet Akif’in Kirli Çamaşırları - 22/12/2025 |
| Gündüzleri ‘‘Safahat’’ dizeleri okuyan sözde büyük adamlar, geceleri dibine kadar ‘‘Sefahat’’ batağına batmışsa, burada çürüyen sadece bir şahıs değil, o şahsın temsil ettiğini iddia ettiği değerlerdir. |
| “Bizim Kız Daha Okuyor” mu? - 18/12/2025 |
| Siz evlatlarınızı evde ana kuzusu diye severken, o kuzu dışarıda kurtlar sofrasında dolaşıyor, haberiniz var mı? |
| Ne Olacak Bu İhtiyarların Hali? - 10/12/2025 |
| Tabi ki bu soru rahatımızı bozacak, konforumuzu sarsacak. Çünkü sanık sandalyesinde gençleri görüyor olmanın, elinize aldığınız yargıç tokmağını özgüvenle masaya vurmanın alışkanlığı içerisindesiniz. |
| İznik Şifresi ve Devlet Aklı: Papa 14. Leo - 03/12/2025 |
| Geçtiğimiz hafta, Türkiye sadece dini bir lideri ağırlamadı, yüzyıllık hesaplaşmaların, dünya üzerinde devam eden savaşların gölgesindeki jeopolitik satrancın ve Yeni Türkiye’nin diplomatik gündeminin tam ortasında yer aldı. |