Baki ÖNCEL
Hak Kimin? Nefsin ve Devletin Sınırı
23/03/2026
İnsan, sahip olma duygusuyla yaratılmıştır. Bu duygu, ölçü içinde kaldığında düzen kurar; fakat sınırı aştığında zulme dönüşür. Bugün dünyada yaşanan çatışmaların görünen sebepleri çoktur: güvenlik, tarih, siyaset… Fakat çoğu zaman asıl sebep daha derindedir: Tamah. Bu tamah, iki yerde ortaya çıkar: Ferdin nefsinde ve devletin siyasetinde. Bir insan düşünelim… Kendisine ait olmayan bir mala göz diker. Başkasının hakkını küçümser. Güç bulduğunda ise artık sınır tanımaz. Burada şu soru kaçınılmazdır: “İnsan, başkasının malını, canını ve onurunu ne hakla kendine ait görür?” Bu sorunun gerçek bir cevabı yoktur. Çünkü hak, güçten değil; adaletten doğar. Nefis ise adaleti değil, üstün olmayı ister. Aynı durum devletler için de geçerlidir. Devletler, insanlardan oluşur. Ve çoğu zaman fertteki nefis, devlet ölçeğinde büyür. Daha fazla toprak… Daha fazla kaynak… Daha fazla güç… Bu arzular meşrulaştırıldığında savaşlar başlar. Ama değişmeyen soru yine karşımızdadır: “Bir devlet, başka bir milletin toprağını, canını, malını ve namusunu ne hakla kendine ait görür?” Verilen cevaplar çoğu zaman aynıdır: Güç, güvenlik, tarih… Oysa bunların hiçbiri hakikî bir meşruiyet oluşturmaz. Çünkü hak; zorla alınan değil, meşru olandır. Bir insanın canı, malı, onuru ve yaşam hakkı dokunulmazdır. Bu dokunulmazlık, ne bir devletin kararıyla başlar, ne de onun gücüyle sona erer. Burada asıl mesele şudur: Ferdin nefsinde başlayan haksızlık, zamanla topluma yayılır… Ve sonunda devlet politikası hâline gelir. Yani büyük zulümler, küçük haksızlıkların büyümüş hâlidir. Bu yüzden mesele sadece savaşları durdurmak değildir. Asıl mesele, insanın içindeki sınırı öğretmektir. Bugün insanlık teknolojiyle ilerlemiş olabilir. Ama hâlâ şu sorunun cevabı net değildir: “Güçlü olan haklı mıdır?” Eğer bu soruya “evet” denirse, dünya bir ormana döner. Ama “hayır” denirse, işte o zaman adalet başlar. Gerçek sınır haritalarda değildir. Gerçek sınır, insanın kalbindedir. Nefis, sınırını bilmezse hiçbir anlaşma barışı getirmez. Ama insan, başkasının hakkını kendi hakkı kadar kutsal görürse.. İşte o zaman savaşlar değil, insanlık kazanır. Yazar Hakkında Baki ÖNCEL |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Diploma mı, Karakter mi? - 21/02/2026 |
| Bugün bir öğrencinin değeri; kazandığı okulun markası ya da cebindeki diplomanın kağıt kalitesiyle ölçülür hale geldi. Ancak bu maddeci ölçü birimi, insanı eksik bırakıyor. |
| “Sözün Ahlakı”ndan “Sükûtun Hikmetine” - 26/01/2026 |
| Sükût, yalnızca kelimesizlik değil, kelimenin kaynağına dönüş yolculuğudur. Çünkü hakikî söz, sessizliğin bağrında mayalanır. Kalp huzur bulmadıkça, dil hakikati taşıyamaz. |
| Şehid Adını Değil, Emanetini Bırakır - 17/01/2026 |
| Şehitlik, ölenin değil; yaşayanın sırtına yüklenen bir sorumluluktur. |
| Sessizliğin, Zulmü Büyütmesin - 15/01/2026 |
| Zulme engel olmayan, zalimle arasına mesafe koymayan, aslında yardımı yanlış tarafa yapmaktadır. Bugün en yaygın savunma şudur: “Taraf değilim.” |
| Erdem Kimin Safında? - 07/01/2026 |
| Cahiliye’de kurulan bir adalet duruşu, İslam geldikten sonra bile değerini koruyorsa durup kendimize bakmamız gerekir. Bugün Neredeyiz? |
| Müslüman Toplumunun Sessizliği - 05/01/2026 |
| İmanla yoğrulmuş toplumlar neden vicdanlarını toplumsal bir sese dönüştüremiyor? |
| Filistin Direnişinde Batı Halkları ve Sokak Hareketliliği - 02/01/2026 |
| Batı halklarının -özellikle Avrupa’da ve Amerika’da- bazı konularda devletlerine rağmen sokağa dökülebilmesinin temelinde birkaç katman vardır. |
| 23 Aralık Dünya Şehit Çocuklar Günü - 17/12/2025 |
| Yeryüzünün vicdanı için bu gün, şehit çocukları hatırlama ve hatırlatma günüdür 23 Aralık. Gerçekten çocukları koruyamayan bir medeniyet, medeniyet midir? |
| Tebük Seferi, Sahabe Psikolojisi ve Günümüzde Hizmetten Kaçış Mazeretlerimiz - 05/12/2025 |
| Tebük Seferi, hem sahabe hem de günümüz insanları için sadakat, tevbe ve sorumluluk dersleri verir. |
Devamı |