• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Emin ŞEKERCİ
zeminsekerci@gmail.com
Taşa Can Verdik, Cana Taş Kesildik
16/04/2026




TAŞA CAN VERDİK, CANA TAŞ KESİLDİK

Bizler son yarım asırda toprağı betonla örtmeyi zenginlik, gökyüzünü binalarla yırtmayı güç zannettik. Vinçlerin gürültüsü arasında bir neslin feryadını, asfaltın soğukluğunda bir çocuğun üşüyen ruhunu duymadık. Bugünün en büyük trajedisi, kelimelerin kifayetsiz kaldığı o meşum hakikattir. Şehirleri imar ederken, o şehirlerin asıl sahibi olan çocuklarımızı karanlığa mahkûm ettik.

Lakin ihmalimiz, sadece sokak köşelerinde birer suç dosyası olarak kalmadı. Bugün artık en güvenli limanımız dediğimiz okullarımızın koridorlarına kadar sızdı. Son dönemde şahit olduğumuz, yüreklerimizi ağzımıza getiren okul saldırıları ne bir münferit hadise ne de basit birer disiplin sorunudur. Bu saldırılar, ruhunu doyuramadığımız, manevi bir pusula veremediğimiz, ekranların karanlık dehlizlerinde şiddeti bir oyun zanneden nesillerin patlak veren cinnetidir. İlim yuvalarının kanla kirlenmesi, bir medeniyetin imdat çığlığıdır. 

Biz o çocuklara sadece rakamları, formülleri ve rekabeti öğrettik ama bir canın kutsallığını, merhametin asaletini ve öfkeyi iradeyle dizginlemenin erdemini fısıldayamadık. Kalbi imanla, ruhu sanatla, bedeni sporla disipline edilmemiş bir gencin içindeki boşluk nefret ve şiddetle dolmaktadır. Okul bahçelerinde açan çiçeklerin birer fırtınaya dönüşmesi, bizim nesli ihya davamızdaki iflasımızın en kanlı göstergesidir.

Bizim medeniyetimizde çocuk, göz aydınlığı ve bir emanetti. Ancak biz emanetin hukukunu gözetmek yerine, emaneti modernitenin vahşi çarkları arasına bıraktık. Eğitimi, ruhu olmayan bir fabrikaya dönüştürdük. Matematik denklemlerini çözen ama hayatın anlamını çözemeyen, yabancı dilleri konuşan ama kendi gönül diline yabancı kalan bir nesil inşa ettik.

Bugün adliye koridorlarında kelepçeli, okul koridorlarında ise öfkeli gördüğümüz o çocuklar, aslında bizim inşa ettiğimiz o yüksek binaların gölgesinde güneş görmeden büyümeye çalışan solgun çiçeklerdir. Unutulmasın ki gönlü imar edilmemiş bir gencin elindeki diploma, ancak o gencin kibrine kılıf olur fakat gönlüne merhamet, ruhuna istikamet vermez.

Bir çocuğun korunması, sadece onu kapalı kapılar ardında tutmak değildir. Gerçek koruma, onun içindeki o muazzam enerjiyi sanatın zarafetiyle inceltmek, sporun disipliniyle terbiye etmektir. Bir çocuğun eline bir enstrüman vermezseniz, o elin gün gelip bir silaha sarılmasına, bir genci spor sahalarında terletmezseniz, o enerjinin sokaklarda ve okullarda şiddete dönüşmesine şaşırmayacaksınız.

Sanat, bir ruhun kendi kabalığını yontması, taşın içindeki cevheri görmesi, sesin içindeki huzuru duymasıdır. Spor ise bedeni değil, nefsi mağlup etme iradesidir. Şehirlerin meydanlarına devasa binalar dikerek övünenler, bir yetimin karakterini bir nakkaş gibi işleyemedikleri sürece, sadece taş yontucusu olarak kalacaklardır.

Her şeyden öte, bir çocuğu kötülükten alıkoyan asıl güç korku değil, iman ve sorumluluk şuurudur. Siz bir gencin kalbine kimse görmese de Allah görüyor bilincini yerleştiremezseniz, onun peşine binlerce polis taksanız da onu suçtan koruyamazsınız. Maneviyat, bir insanın iç dünyasına kurulmuş en sarsılmaz kaledir. Bu kaleyi inşa etmeyi lüks sayanlar, bugün eğitim yuvalarının birer güvenlik kampına dönüşmesini izlemektedirler.

Hesap verme şuurundan yoksun, mukaddesatı olmayan, bir büyük ülküye inanmayan kalp rüzgârın önündeki kuru bir yaprak gibi savrulmaya mahkûmdur. Sonuç ise imar edilmiş şehirlerde, yıkılmış ve enkaz altında kalmış milyonlarca ruh olur…

Bizim en büyük projemiz beton değil, İNSAN olmalıdır. Çünkü binalar onarılır lakin bir nesli kaybettiğinizde, onu ne altınla ne de gümüşle geri getirebilirsiniz.

“Çocuklarımıza ne bırakacağız?” sorusundan önce, “çocuklarımızı kime bırakıyoruz?” sorusunu sormadığımız müddetçe, bu ağır vebalin altından kalkamayız.

Şehirleri taştan, nesilleri aşktan inşa edelim. Zira bir nesli ihya etmek, bir dünyayı ihya etmektir.

Başımız sağ olsun

 


Yazar Hakkında


Emin ŞEKERCİ

 



96 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Vallahi Yorulduk - 14/03/2026
Vallahi yorulduk… Zira bu yorgunluk; davası olanın, derdi olanın, bedeni olanın yorgunluğudur.
Her Çiçek Kendi Toprağına Hasrettir - 21/02/2026
Bugün modern insanın en büyük buhranı, yanlış toprakta çiçek açmaya çalışmasıdır. Ruhu arşa özlem içeren bir varlığı sadece madde, şehvet ve menfaat bataklığına dikerseniz o insan çürür.
Yâri Güzel Olanın Uyku Girmez Gözüne - 29/01/2026
Tasavvuf ehli der ki: ‘‘Gözüne uyku giren, henüz Cemal’i görmemiştir.’’
3. Dünya Savaşı ve Türkiye - 15/01/2026
Dünya, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük kırılma anının arifesinedir. Jeopolitik fay hatları çatırdamıyor, parçalanıyor.
Leyla’sı Yok Diye Mecnun da ‘‘Leyla’’ - 06/01/2026
Eskilerin hikayesinde Mecnun, Leyla’nın peşinden giderken hakikati bulur, uyanır ve erenler kervanına dahil olurdu. Şimdi senaryo değişti.
Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit! - 30/12/2025
Bu akşam o üç evde sofra kurulmadı, o üç evin ışıkları sönmedi… O şehidin kızı soracak; ‘‘Anne babam eve neden gelmedi?’’ ne diyecek o anne?
"Din" Yalanı - 27/12/2025
‘‘Alnı secde görüyor’’ cümlesi, o kişinin emin, güvenilir ve adil olduğunun kanıtı sayılmıyor artık. Çünkü biz, ibadetin estetiğine verdiğimiz önemi, ahlakın inşasına vermedik.
Mehmet Akif’in Kirli Çamaşırları - 22/12/2025
Gündüzleri ‘‘Safahat’’ dizeleri okuyan sözde büyük adamlar, geceleri dibine kadar ‘‘Sefahat’’ batağına batmışsa, burada çürüyen sadece bir şahıs değil, o şahsın temsil ettiğini iddia ettiği değerlerdir.
“Bizim Kız Daha Okuyor” mu? - 18/12/2025
Siz evlatlarınızı evde ana kuzusu diye severken, o kuzu dışarıda kurtlar sofrasında dolaşıyor, haberiniz var mı?
 Devamı