Naki ERDEMİR
nakierdemir@gmail.com
İnsan Fikrî Olarak Değişir mi?
19/04/2026
Bir siyasi partiyi destekleyen bireyin zamanla o partinin ideolojisini, vizyonunu ve misyonunu tamamen benimsemesi, siyaset bilimi, psikoloji ve sosyolojinin en temel araştırma konularından biridir. Bu durum, bireyin sadece siyasi bir tercih yapmasından öteye geçerek "kimlik inşası" yaşamasıdır. Bir destekçinin zamanla partisinin tüm fikirlerini kabul ederek zihinsel ve ideolojik bir dönüşüm geçirmesinin temel gerekçelerini şu başlıklar altında açıklayabiliriz: 1) SOSYAL KİMLİK KURAMI VE AİDİYET İHTİYACI: İnsanoğlu doğası gereği sosyal bir varlıktır ve bir gruba ait olma (aidiyet) ihtiyacı hisseder. Bir kişi bir siyasi partiyi desteklemeye başladığında, o partinin topluluğuna dahil olur. a) Grup Normlarına Uyum: Birey, içinde bulunduğu bu yeni "ailenin" (parti tabanının) dışına itilmemek veya gruptan dışlanmamak için zamanla grubun doğrularını kendi doğruları olarak kabul etmeye başlar. b) Kimlik Bütünleşmesi: Başlangıçta sadece bir oy tercihi olan parti, zamanla kişinin "ben kimim?" sorusuna verdiği cevabın bir parçası haline gelir. Aidiyet duygusu derinleştikçe, partiye yönelik bir eleştiri bireyin doğrudan kendi kişiliğine yapılmış gibi algılanır. 2) BİLİŞSEL ÇELİŞKİ TEORİSİ: Psikolog Leon Festinger’in bu ünlü teorisine göre, insanlar inançları ile eylemleri arasında bir uyumsuzluk (çelişki) yaşadıklarında büyük bir psikolojik rahatsızlık duyarlar. a) Fikirlerin Partiye Uydurulması: Diyelim ki desteklediğiniz parti, normalde karşı olduğunuz bir yasa tasarısını savundu. Birey burada iki seçenekle karşı karşıya kalır: Ya çok sevdiği partisinden vazgeçecektir ya da o yasa tasarısına olan kişisel fikrini değiştirecektir. Çoğu insan aidiyet duyduğu partiyi bırakmanın getireceği psikolojik yükten kaçınmak için, kendi fikirlerini esnetir ve partinin vizyonuna uygun hale getirir. "Partimin bildiği bir şey vardır" veya "büyük resimde bu hamle gerekliydi" diyerek durumu rasyonalize (akla uydurma) eder. 3) SEÇİCİ ALGI VE YANKI ODALARI: Partizanlık arttıkça, bireyin bilgi alma kaynakları da değişir. a) Tek Taraflı Beslenme: Birey zamanla sadece kendi partisini destekleyen haber kanallarını izler, o görüşteki gazetecileri okur ve sosyal medyada o görüşteki insanları takip eder. b) İdeolojik İkna: Sürekli olarak partinin misyon ve vizyonunu öven, karşı tarafı ise şeytanlaştıran bu "yankı odasında" kalan kişi, partisinin ideolojisinin dünyadaki en doğru, en rasyonel ve tek kurtuluş yolu olduğuna kesin olarak ikna olur. Farklı fikirlerle temas kesildiği için ideolojik benimseme hızlanır. 4) BİZ VE ONLAR PSİKOLOJİSİ (Duygusal Kutuplaşma) Siyasi partiler genellikle kendi misyonlarını, karşıt görüşlü grupların "tehditlerine" karşı bir savunma veya kurtuluş mücadelesi olarak kurgular. a) Ortak Düşman Tayini: Birey, karşı partilerin veya ideolojilerin kendi yaşam tarzına, ülkesine veya inançlarına zarar vereceğini düşünmeye başlar. Bu korku veya karşıtlık, kendi partisine sıkı sıkıya sarılmasına neden olur. b) Misyonun Kutsanması: Bu savunma psikolojisi içinde partinin vizyonu sadece siyasi bir program olmaktan çıkar; ülkeyi veya toplumu kurtaracak "kutsal bir dava" haline gelir. 5) TAAHHÜT VE TUTARLILIK İLKESİ Bir insan bir fikri veya grubu açıkça (arkadaşlarına, ailesine veya sosyal medyada) desteklediğini beyan ettiğinde, insan psikolojisi gereği bu duruşunda tutarlı olmak ister. Zaman geçtikçe, bu desteğe yatırdığı zaman, enerji (ve belki de para veya itibar) artar. Bu "yatırım" büyüdükçe, geriye dönüp "ben yanlış düşünmüşüm" demek çok zorlaşır. Bunun yerine, partinin zamanla değişen yeni ideolojilerini veya söylemlerini benimseyerek yola devam etmeyi seçer. ÖZETLE; insan zihni, duygusal olarak bağlandığı ve aidiyet hissettiği bir yapıyı korumak için kendi mantığını ve eski düşüncelerini yeniden şekillendirebilecek kadar esnektir. Siyasi partilerin vizyon ve misyonlarının bir süre sonra şahsi bir "hayat felsefesine" dönüşmesinin temelinde bu psikolojik ve sosyolojik mekanizmalar yatar. Sizce günümüzde sosyal medyanın ve algoritmaların hayatımıza bu kadar girmesi, bahsettiğimiz bu "kutuplaşma ve tamamen partizanlaşma" sürecini eskiye kıyasla daha mı hızlandırıyor, yoksa farklı bilgilere erişim olduğu için bu durumu dengeliyor mu? Öncelikle Türkiye'de insanlardaki değişim ve dönüşümleri kişilerin taraf veya karşıt olmalarını bu yönde ele alabiliriz. Yazar Hakkında Prof. Dr. Naki ERDEMİR |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Ortadoğu’da "Böl-Yönet" Stratejisinin Sonu - 18/02/2026 |
| Başlık dikkatinizi çekebilir. “Ne oldu? Ne oluyor?” diye düşünenler de olabilir. Stratejik, kendi huzuru kadar kardeşinin huzurunu düşünenler ve iman taşıyanlar için yapılması gereken daha çok şeyler var. |
| Siyaset Niçin Yapılır, Niçin Yapılmalı? - 01/02/2026 |
| Hakiki bir mümin için siyaset, sadece bir güç mücadelesi değil, "marufu emir, münkeri nehyetmek" (iyiliği yaymak, kötülüğü engellemek) vazifesinin kurumsallaşmış bir halidir. |