Emin ŞEKERCİ
zeminsekerci@gmail.com
İş Başa Düşerse Yürek Gem Tutmaz
04/05/2026
Vakit sahte alkışların kesildiği, kalabalıkların akın akın çekildiği ve hakikatin heybetli yalnızlığıyla seni baş başa bıraktığı sadakat vaktidir. Öyle bir an gelir ki koca bir davanın yükü, yetimlerin sessiz feryadı ya da sancağının sorumluluğu milyonların arasından sıyrılıp bir kor gibi avuçlarına bırakılır. Sağına bakarsın karanlık, soluna bakarsın sükût… İşte o an başkası yapsın konforu bitmiş, emanet bizzat gönlüne mühürlenmiştir. Anadolu’nun bağrından gelen o hikmet çarpar ruhuna; İş başa düşerse yürek gem tutmaz, yorulmaz. Bu bir çaresizliğin anlatısı değil, insanın kendi varoluş gayesini keşfedip bir davanın içinde erimesinin anlatısıdır. Bu yolu yürümek bir mecburiyet değil sevdalanma halidir. Çünkü zorla taşınan yük beli büker lakin aşkla kucaklanan dava ruhu genişletir. İnsan ancak sahip olamadığı şeyin altında ezilir. Ne zaman ki gönül eri bu benimdir, canımdır, haysiyetimdir, onurumdur diye öne atılır işte o vakit beşerî kanunlar ve sınırlar hükmünü yitirir. Yüreğin gem tutmaması muazzam enerjinin kaynağını bedenden değil doğrudan Rıza-i İlahi’den almasından kaynaklıdır. Bir dava adamı uykusuz kaldığında bitkin düşmez. Aksine gözlerindeki hüzünlü fer karanlıkları aydınlatan bir şafağa dönüşür. Çünkü o omuzladığı emanete memur değil talip olmuştur. Talip olanın yorgunluğu beklediği vuslatın neşesidir. Bu kutlu yürüyüşün ilk izleri peygamberlerin sarsıcı hayatlarındandır. Onlar iş başa düştüğünde neden ben diye sormayan, lebbeyk diyerek ateşe atılanlardır. Hz. Nuh kendisine gülen bir dünyaya karşı tek başına gemi inşa ederek yoruldu mu? Hayır! İş başa düşmüştü… Hz. İbrahim ateşe yürürken arkasına bir an bakmadı. Sahip olanın O olduğunu bildiği için iş başa düştüğünde ateş gül bahçesi oluverdi. Alemlere Rahmet Efendimiz, Taif’te taşlandığında mübarek ayakları kana bulandığında vücudu sızım sızım sızlarken bile durmadı. O’nun için işin başa düşmesi ümmetinin derdiyle dertlenmek, bir canın kurtuluşu için kendi canından vazgeçmekti. Uhud’da yüzünden kanlar süzülürken yoruldum demedi. Yüreği gem tutmuyordu… Onlar bir davaya sahip çıkmanın değil, o davanın bizzat kendisi olmanın temsilidir. Eğer bugün bir vazife üzerine kalmışsa bu bir sahipsizlik değil ilahi bir taltiftir. Çünkü sen konforunu feda edebilecek kadar dirisin. Sen herkes sığınıklara kaçarken sancağı yerden kaldıracak isimsiz kahramansın. Senin uykusuzluğun bir ümmetin uyanışı, yorgunluğun yarınların huzurudur. Gerçek mücadele meyveler toplanırken değil tohumlar toprağın karanlığında sancıyla filizlenirken olur. Kimsenin seni görmediği, alkışlamadığı o yalnız nöbet yerinde vazife benimdir diyebiliyorsan işte o zaman yüreğin gem tutmaz… İş başa mı düştü? Düştü… Öyleyse şimdi bedenin feryadını gönlün zikriyle susturma vaktidir. Bu dünya yatağında ölenlerin değil, davası uğruna yorulmayı unutanların omuzlarında döner. Sen o kutlu emanete gönüllü olduğunda melekler yorgun azalarına rahmet taşıyacaktır. Sızlayan her kemiğin, acıyan her kasın kıyamet gününde senin adına şahitlik edecek birer mühürdür. Bu yol senin çizgin, bu yürek senin durmak bilmeyen yakıtın ve omuzlarındaki o muazzam yük bizzat göklerin sana duyduğu itimadın en mukaddes emanetidir. Kimsenin seni alkışlamasını beklemeden, yollar ıssızlaştığında başkaları nerede diye en ufak bir tereddüde düşmeden, sadece kendi imanının yankısıyla ben varım! diyerek bir fırtına gibi, bir sel gibi yürü. Unutma ki; bu yolun tozu şifadır… İş başa düştü… Yazar Hakkında Emin Şekerci |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Önder İl Başkanları Toplantısı - 03/05/2026 |
| 1-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Kocaeli/Darıca’da gerçekleştirilen ÖNDER İl Başkanları Kampı’na Dernek Başkanımız Mehmet Kahraman öncülüğünde katılım sağladık. |
| Taşa Can Verdik, Cana Taş Kesildik - 16/04/2026 |
| Biz o çocuklara sadece rakamları, formülleri ve rekabeti öğrettik ama bir canın kutsallığını, merhametin asaletini ve öfkeyi iradeyle dizginlemenin erdemini fısıldayamadık. |
| Vallahi Yorulduk - 14/03/2026 |
| Vallahi yorulduk… Zira bu yorgunluk; davası olanın, derdi olanın, bedeni olanın yorgunluğudur. |
| Her Çiçek Kendi Toprağına Hasrettir - 21/02/2026 |
| Bugün modern insanın en büyük buhranı, yanlış toprakta çiçek açmaya çalışmasıdır. Ruhu arşa özlem içeren bir varlığı sadece madde, şehvet ve menfaat bataklığına dikerseniz o insan çürür. |
| Yâri Güzel Olanın Uyku Girmez Gözüne - 29/01/2026 |
| Tasavvuf ehli der ki: ‘‘Gözüne uyku giren, henüz Cemal’i görmemiştir.’’ |
| 3. Dünya Savaşı ve Türkiye - 15/01/2026 |
| Dünya, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana gördüğü en büyük kırılma anının arifesinedir. Jeopolitik fay hatları çatırdamıyor, parçalanıyor. |
| Leyla’sı Yok Diye Mecnun da ‘‘Leyla’’ - 06/01/2026 |
| Eskilerin hikayesinde Mecnun, Leyla’nın peşinden giderken hakikati bulur, uyanır ve erenler kervanına dahil olurdu. Şimdi senaryo değişti. |
| Bir Çocuk İncinmesin Diye: 3 Şehit! - 30/12/2025 |
| Bu akşam o üç evde sofra kurulmadı, o üç evin ışıkları sönmedi… O şehidin kızı soracak; ‘‘Anne babam eve neden gelmedi?’’ ne diyecek o anne? |
| "Din" Yalanı - 27/12/2025 |
| ‘‘Alnı secde görüyor’’ cümlesi, o kişinin emin, güvenilir ve adil olduğunun kanıtı sayılmıyor artık. Çünkü biz, ibadetin estetiğine verdiğimiz önemi, ahlakın inşasına vermedik. |
Devamı |