• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Celalettin KANDEMİR
celalettinkandemir1966@gmail.com
“Uyuyan Yılan” Çin'in Geri Dönüşü
20/05/2026
“UYUYAN YILAN” ÇİN’İN GERİ DÖNÜŞÜ:

“Dünya Sisteminde Güç Kayması, Batı’nın Çöküşü, Asya’nın Yükselişi ve Türk-İslam Medeniyetinin Yeni Jeopolitiği”



 
Dünyanın yeni çekim merkezinin Çin olduğu artık ayan beyan ortaya çıkmış durumda. Başta ABD devlet başkanı Donald Trump’ın -iki büklüm ve ezik bir halde- Pekin ziyareti, hemen ardından Rusya lideri Vladimir Putin’in Çin ziyaretleri bunun en net göstergeleridir.
21.yüzyılın ilk çeyreği, uluslararası sistemde köklü bir güç dönüşümüne sahne olmaktadır. Soğuk Savaş sonrası dönemde tek kutuplu yapının lideri olan Amerika Birleşik Devletleri, artık küresel siyasette eski mutlak üstünlüğünü korumakta zorlanmaktadır. Buna karşılık Çin; ekonomik üretim kapasitesi, teknoloji yatırımları, lojistik ağları, dijital altyapıları ve küresel sermaye akışındaki etkisiyle yeni dönemin en önemli güç merkezlerinden biri hâline gelmiştir.[i]
Özellikle 2000’li yıllardan itibaren Çin’in yükselişi; ucuz iş gücü, yüksek üretim kapasitesi, devlet destekli sanayi politikaları ve uzun vadeli stratejik planlamayla ivme kazanmıştır. Küresel üretim zincirlerinin önemli kısmının Çin’e kayması, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir dönüşümün de habercisi olmuştur.[ii]
Bugün gelinen noktada, küresel sermaye çevrelerinin ve çok uluslu şirketlerin yatırım eksenini giderek Asya-Pasifik hattına kaydırdığı görülmektedir. Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” (Belt and Road Initiative) projesi; yalnızca ekonomik bir kalkınma hamlesi değil, aynı zamanda Avrasya merkezli yeni bir jeostratejik düzen kurma girişimi olarak değerlendirilmektedir.[iii]
Çin, bu hegomonik hedefini  gerçekleştirebilmek için tabiri caizse Anadolu’daki “ne suya ne sabuna dokunma” özdeyişini uygulamakta ve dünyadaki çatışma alanlarından hiç birine angaje olmamaktadır. Çünki onun hedefi uzun ince bir yoldur…
Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” stratejisinin önemli jeoekonomik ayaklarından biri de Afrika kıtasıdır. Pekin yönetimi son yıllarda Afrika’da yalnızca altyapı, liman, enerji ve maden yatırımlarını artırmakla kalmamış; tarım ve arazi politikaları üzerinden de kıta üzerindeki etkisini genişletmeye başlamıştır. Özellikle bazı Afrika ülkelerinde Çinli şirketlerin tarım arazileri kiraladığı, uzun süreli kullanım anlaşmaları yaptığı ve çeşitli üretim alanlarında doğrudan yatırım faaliyetlerine giriştiği bilinmektedir.[iv]
Ancak bu konuda kamuoyunda sıkça dile getirilen “Çin Afrika’da milyonlarca dönüm toprağı satın alıyor” şeklindeki söylemlerin önemli kısmının abartılı veya doğrulanmamış olduğu da akademik çalışmalarda belirtilmektedir. Nitekim Çin-Afrika Araştırmaları Girişimi (CARI) Direktörü Deborah Brautigam’ın saha araştırmalarına dayanan çalışmalarında, medyada iddia edilen devasa arazi alımlarının büyük bölümünün fiilen gerçekleşmediği; buna rağmen Çin’in Afrika’da özellikle tarım, maden, lojistik ve altyapı eksenli stratejik nüfuz alanları oluşturduğu ifade edilmektedir.[v]
Bununla birlikte Çin’in; Kamerun, Etiyopya, Zambiya, Mozambik ve Tanzanya gibi ülkelerde çeşitli tarım arazileri kiralama, üretim anlaşmaları yapma ve tarımsal teknoloji merkezleri kurma faaliyetleri yürüttüğü bilinmektedir.[vi] Bu durum, Pekin’in uzun vadeli gıda güvenliği, hammadde erişimi ve küresel tedarik zinciri stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.[vii]
Çin’in Yükselişi ve Küresel Güç Dengesinin Değişimi
Son yıllarda Çin’in özellikle yapay zekâ, yazılım teknolojileri, 5G altyapıları, elektrikli araç üretimi, nadir toprak elementleri ve yarı iletken teknolojilerindeki atılımları; küresel rekabetin merkezini Batı’dan Doğu’ya doğru taşımaktadır.[viii]
Çin merkezli elektrikli otomobil üreticileri, yüksek gümrük vergilerine ve Batı merkezli ekonomik baskılara rağmen dünya pazarlarında büyük satış rakamlarına ulaşmıştır. Bu durum, klasik sanayi düzeninin dönüşmekte olduğunu göstermektedir.[ix]
Öte yandan enerji politikalarında da yeni bir dönem başlamaktadır. Petrol ve doğal gazın yanında; lityum, bor, kobalt, grafit ve nadir toprak elementleri gibi stratejik mineraller yeni küresel rekabet alanı hâline gelmiştir. Çin’in bu alanlarda erken dönemde gerçekleştirdiği yatırımlar, Pekin yönetimine ciddi bir stratejik avantaj sağlamaktadır.[x]
Afrika kıtasında yürütülen liman, maden, demiryolu ve tarım yatırımları da Çin’in uzun vadeli küresel nüfuz stratejisinin bir parçası olarak okunmaktadır. Çin, doğrudan askerî müdahaleler yerine ekonomik bağımlılık ve altyapı diplomasisi üzerinden etki alanını genişletmektedir.[xi]
ABD ve Avrupa’nın Göreli Güç Kaybı
Uluslararası ilişkiler literatüründe artık sıkça tartışılan konulardan biri de Batı’nın göreli güç kaybıdır. Özellikle ekonomik krizler, toplumsal kutuplaşma, göç sorunları, enerji güvenliği ve siyasi parçalanmalar; Avrupa Birliği ve ABD’nin küresel liderliğini zorlayan unsurlar arasında gösterilmektedir.[xii]
Bu bağlamda, büyük tarihçi, üstat Kadir Mısıroğlu (öl. 2019) yıllar önce yaptığı konuşmalarda, küresel güç merkezinin Atlantik’ten Asya’ya kayacağını; ABD ve Avrupa’nın mevcut hâkimiyetinin zamanla zayıflayacağını ifade etmişti. Mısıroğlu’nun değerlendirmeleri, klasik bir jeopolitik analizden ziyade medeniyet eksenli ve teopolitik bir perspektif taşımaktadır.[xiii]
Ona göre gelecekte dünya sistemi; Batı merkezli değil, Asya merkezli bir düzene dönüşecek ve bu yeni denklemde Türkiye ile Çin öne çıkacaktır. Bu yaklaşımda Türkiye yalnızca coğrafi değil; tarihsel, kültürel, dini ve medeniyet merkezli bir güç odağı olarak görülmektedir.
Türkiye’nin Jeopolitik ve Teopolitik Konumu
Türkiye, tarih boyunca Asya ile Avrupa arasında bir geçiş koridoru olmasının ötesinde; enerji yolları, deniz geçitleri, ticaret koridorları ve medeniyet havzalarının kesişim noktasında yer alan merkezi bir aktör olmuştur.[xiv]
Karadeniz, Akdeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu eksenlerinin kesişiminde bulunan Türkiye; sadece jeopolitik değil aynı zamanda jeostratejik ve teopolitik bir merkezdir.
Kadir Mısıroğlu’nun yorumlarında Türkiye; “İslam medeniyetinin öncü gücü” olarak tanımlanırken, Çin ise yükselen ekonomik ve stratejik güç merkezi olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, modern uluslararası ilişkiler teorilerindeki “medeniyet eksenli güç rekabeti” perspektifiyle de ilişkilendirilebilir.[xv]
Çin Seddi, Türkler ve Tarihsel Hafıza
Kadir Mısıroğlu’nun dikkat çektiği tarihsel örneklerden biri de Çin Seddi üzerinden yapılan yorumlardır.
“Tarih boyunca Çin, bulunduğu yataktan hiç çıkmamış,
Çin, bir ağaç gölgesi buldu mu altı ay uyuyanların ülkesidir” şeklinde tespitlerde bulunan Mısıroğlu, Çin medeniyetinin devamlı yedikleri pirinçten dolayı tarih boyunca daha savunmacı bir karakter taşıdığını; üç bin km.’lik Çin Seddi’nin de Türk ve Japonya gibi bozkır kavimlerinin akınlarına karşı inşa edildiğini vurgulamıştır.[xvi]
Ayrıca Çin toplumunun geleneksel beslenme kültürü üzerinden sosyolojik yorumlar yaparak; toplumların tüketim alışkanlıklarının karakter yapılarını etkilediğini ifade etmiştir. Bu yorumlar tarihsel ve kültürel değerlendirme niteliğindedir; akademik açıdan ise farklı görüşler bulunmaktadır.
“Güçler Değişecek, Geriye İnanç Kalacak” Söylemi
Sosyal medyada sıkça paylaşılan ve Glenn Beck’e atfedilen konuşmada ise dünya siyasetinin geleceğine dair şu değerlendirmeler yapılmaktadır:
“Dünyadaki güç dengeleri değişiyor. ABD değişecek. Masadaki gerçek oyuncular; Soros, Rusya, Çin ve İslam’dır. Ancak sonunda hepsinin ötesinde belirleyici olan şey inançtır. Para, teknoloji ve askerî güç önemlidir; fakat uzun vadede inanç hepsinden güçlüdür.”[xvii]
Bu konuşmada Çin; ekonomik ve teknolojik kapasitesi nedeniyle yükselen güç olarak tanımlanırken, İslam dünyasının ise sahip olduğu inanç motivasyonu nedeniyle uzun vadeli etkisine dikkat çekilmektedir.
Melhame-i Kübra ve Medeniyet Perspektifi
İslam düşüncesinde “fiten hadisleri” olarak bilinen bazı rivayetlerde, insanlık tarihinin son dönemlerinde büyük küresel çatışmaların yaşanacağı ve ardından İslam medeniyetinin yeniden yükselişe geçeceği yönünde yorumlar yapılmaktadır.[xviii]
Kadir Mısıroğlu da konuşmalarında bu rivayetlere atıf yaparak, “Melhame-i Kübra” sonrasında İslam dünyasının yeniden güç kazanacağını ve Müslümanların küresel ölçekte etkili hâle geleceğini dile getirmiştir. Bu yorumlar; dini, eskatolojik ve medeniyet merkezli değerlendirmeler olup akademik uluslararası ilişkiler analizlerinden farklı bir zeminde değerlendirilmektedir.

Sonuç
 
Bugün dünya siyaseti, tarihin en kritik kırılma dönemlerinden birinden geçmektedir. Küresel güç dengeleri yeniden şekillenmekte; Atlantik merkezli tek kutuplu düzen çözülürken, Asya eksenli yeni bir jeopolitik ve jeoekonomik düzen yükselmektedir. Çin’in ekonomik, teknolojik ve stratejik yükselişi; Batı’nın özellikle de Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği’nin yaşadığı göreli güç kaybı ve Türkiye’nin giderek artan jeostratejik önemi, uluslararası sistemin artık geri döndürülemez biçimde değiştiğini göstermektedir.
 
Enerji savaşlarından yapay zekâ rekabetine, ticaret koridorlarından nadir element mücadelelerine kadar yaşanan bütün gelişmeler; yalnızca ekonomik veya siyasi hadiseler değil, aynı zamanda yeni bir medeniyet çağının habercisidir.
 
Bu bağlamda Kadir Mısıroğlu’nun yıllar önce dile getirdiği bazı öngörülerin, bugün jeopolitik tartışmalar içerisinde yeniden gündeme geldiği görülmektedir. Özellikle Çin’in yükselişi, Batı merkezli sistemin çözülmeye başlaması ve Türkiye’nin yalnızca bölgesel bir aktör değil; jeopolitik, jeostratejik ve teopolitik yönleriyle küresel ölçekte etkili bir güç merkezi olma potansiyeli dikkat çekmektedir.
 
Nitekim Mısıroğlu’nun sıkça vurguladığı şu ifade, bütün bu dönüşüm sürecinin medeniyet eksenli özetini adeta tek cümlede ortaya koymaktadır:
 
“Milattan önce olduğu gibi; bir Çin, bir de onlara üç bin kilometrelik set yaptıran Türk-İslam medeniyeti kalacak inşallah.”
 
Netice itibarıyla artık görünen köy kılavuz istemez…
 
Dünya, eski ezberlerin çöktüğü; yeni güç merkezlerinin doğduğu tarihî bir eşiğe ulaşmıştır. Milletler yeniden saf tutmakta, küresel sistem yeniden inşa edilmekte, medeniyetler yeniden pozisyon almaktadır.
 
Sıkı durun…
 
Çünkü “geliyor gelmekte olan!”
 
Ve bütün bu büyük dönüşümün sonunda, inananlar açısından değişmeyen hakikat şudur:
 
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek isterler. Hâlbuki kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff, 61/8; Tevbe, 9/32).
 
Çünkü tarih boyunca nice imparatorluklar yıkılmış, nice küresel güçler tarihin karanlık sayfalarına gömülmüş; ancak hakikat mücadelesi her defasında yeniden ayağa kalkmıştır.
 
 
Bugün de insanlık yeni bir tarihî kavşağın eşiğindedir.
 
Ve belki de tarih yeniden tekerrür edecek;
bir Çin,
bir de ona asırlar boyunca set yaptıran Türk-İslam medeniyetinin yükselişine şahitlik edilmektedir…
 

Dr. Celalettin KANDEMIR
20 MAYIS 2026, Herborn- ALMANYA


Kaynakça
        “Agricultural development and ‘land grabs’: The Chinese presence in the African agricultural sector”. In On Africa, 17 Ocak 2012.
        Brautigam, Deborah. The Dragon’s Gift: The Real Story of China in Africa. Oxford: Oxford University Press, 2009.
        Brautigam, Deborah. Will Africa Feed China? Oxford: Oxford University Press, 2015.
        Brautigam, Deborah – Zhang, Haisen. “Green Dreams: Myth and Reality in China’s Agricultural Investment in Africa”. Third World Quarterly 34/9 (2013), 1676-1696.
        Davutoğlu, Ahmet. Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu. İstanbul: Küre Yayınları, 2001.
        Food and Agriculture Organization (FAO). “Chinese Investments in Agricultural Land in Africa”.
        Fukuyama, Francis. Identity: The Demand for Dignity and the Politics of Resentment. New York: Farrar, Straus and Giroux, 2018.
        Hopkirk, Peter. Foreign Devils on the Silk Road. London: John Murray Publishers, 1980.
        Huntington, Samuel P. The Clash of Civilizations and the Remaking of World Order. New York: Simon & Schuster, 1996.
        International Energy Agency (IEA). Critical Minerals Market Review 2025. Paris: IEA Publications, 2025.
        International Energy Agency (IEA). Global EV Outlook 2025. Paris: IEA Publications, 2025.
        Kissinger, Henry. On China. New York: Penguin Press, 2011.
        Lee, Kai-Fu. AI Superpowers: China, Silicon Valley, and the New World Order. Boston: Houghton Mifflin Harcourt, 2018.
        Mearsheimer, John J. The Tragedy of Great Power Politics. New York: W.W. Norton & Company, 2014.
        “Reports of Chinese land deals in Africa inflated: researcher”. Thomson Reuters Foundation, 29 Ekim 2015.
        World Bank. Belt and Road Economics: Opportunities and Risks of Transport Corridors. Washington DC: World Bank Publications, 2019.
 

[i] John J. Mearsheimer, The Tragedy of Great Power Politics, New York: W.W. Norton & Company, 2014, s. 367-402.

[ii] Henry Kissinger, On China, New York: Penguin Press, 2011, s. 458-489.

[iii] World Bank, Belt and Road Economics: Opportunities and Risks of Transport Corridors, Washington DC: World Bank Publications, 2019, s. 1-25.

[iv] Deborah Brautigam ve Haisen Zhang, “Green Dreams: Myth and Reality in China’s Agricultural Investment in Africa”, Third World Quarterly 34/9 (2013), s. 1676-1696.  

[v] Deborah Brautigam, Will Africa Feed China?, Oxford: Oxford University Press, 2015; ayrıca bkz. “Reports of Chinese land deals in Africa inflated: researcher”, Thomson Reuters Foundation, 29 Ekim 2015.  

[vi] “Agricultural development and ‘land grabs’: The Chinese presence in the African agricultural sector”, In On Africa, 17 Ocak 2012.  

[vii] Food and Agriculture Organization (FAO), “Chinese Investments in Agricultural Land in Africa”, FAO Land Tenure Journal.  

[viii] Kai-Fu Lee, AI Superpowers: China, Silicon Valley, and the New World Order, Boston: Houghton Mifflin Harcourt, 2018, s. 55-91.

[ix] International Energy Agency (IEA), Global EV Outlook 2025, Paris: IEA Publications, 2025, s. 34-61.

[x] International Energy Agency (IEA), Critical Minerals Market Review 2025, Paris: IEA Publications, 2025, s. 12-48.

[xi] Deborah Brautigam, The Dragon’s Gift: The Real Story of China in Africa, Oxford: Oxford University Press, 2009, s. 73-126.

[xii] Francis Fukuyama, Identity: The Demand for Dignity and the Politics of Resentment, New York: Farrar, Straus and Giroux, 2018, s. 9-44.

[xiii] Kadir Mısıroğlu, konferans konuşmaları ve sosyal medya dolaşımındaki video kayıtları, TikTok bağlantıları (kullanıcı tarafından iletilen içerikler).

[xiv] Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu, İstanbul: Küre Yayınları, 2001, s. 41-115.

[xv] Samuel P. Huntington, The Clash of Civilizations and the Remaking of World Order, New York: Simon & Schuster, 1996, s. 183-301.

[xvi] Peter Hopkirk, Foreign Devils on the Silk Road, London: John Murray Publishers, 1980, s. 15-27.

[xvii] Glenn Beck, sosyal medya dolaşımındaki konuşma videosu, TikTok paylaşımı (kullanıcı tarafından iletilen bağlantı).

[xviii] İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, Kahire: Dârü’l-Ma‘rife, c. 13, s. 67-81; ayrıca bkz. İmam Nevevî, Şerhu Sahîh-i Müslim, Beyrut: Dârü İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, c. 18, s. 20-35.

 



116 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Karıncanın Çağrısı: “Evinize Dönün!” - 18/05/2026
Kahvehane, Kafe Kültürü ve Müslüman Türk Toplumunda Kültürel Savrulma Üzerine Bir Değerlendirme
Saha Expo 2026 Fuarı - Yıldırımhan Füzesi Ve Hatırlattıkları - 10/05/2026
Bugün sadece Balkanlar, Afrika ve İslam coğrafyası değil; Avrupa’dan Asya’ya kadar pek çok devletin, ayyıldızlı al bayrağın temsil ettiği güven ve caydırıcılık şemsiyesi altında yer alma arayışında olduğu görülmektedir.
Cumhuriyetin Enkazinda Doğan Bir Hafiz: Üzeyir Kandemir - 05/05/2026
Bu çalışma babamın şahsında, Anadolu genelinde din eğitimi ve öğrenimini ve öğretimini sürdürülmesi, insanların inançları uğruna neleri göze alabileceğinin canlı bir hikayesidir.
İnsan, Allah Teâlâ’nın Biricik Sırrı ve Şaheseridir - 26/04/2026
İnsanın bâtınında nice sırlar gizlidir. Bu sırlar, bir aynadan seyredilir gibi ancak mânevî idrakle kavranabilir. Bu mânevî aynadan bakabilen kişi için bütün cihan müşahede edilebilir.
Sanal Dünyanın “Karanlık Mecraları”: “Dijital Sokaklar”a, Bir Hadis Perspektifinden Bakış - 22/04/2026
Günümüzde “karanlık” kavramı sadece fiziksel bir durumu değil, aynı zamanda denetimsiz ve kontrolsüz alanlarıda ifade etmektedir.
Varoluşun Anlamı: Kulluk, Aşk ve Sorumluluk - 16/04/2026
İnsanoğlunun kıymet ve değerin farkındalığını arttıracak güçlü bir niyazı, şu hakikati de ima eder: Kul olmak, insan için erişilebilecek en büyük makamdır.
Ve Lâ Gâlibe İllallah - 07/04/2026
“ABD Despotizminin İran Karşısında Mağlubiyeti ve Türkiye’nin Başat Olduğu Yeni Dünya Düzeni”
Kıymetli Meslektaşlarıma 41. Yıl Nasihatim - 29/03/2026
Sen öyle bir meslek icrâ etmektesin ki; bir insanın doğumundan ölümüne senin olmadığın, senin gönlüne dokunmadığın bir kişi bile yoktur. Yani beşikten mezara kadar görevlisin sen…
Dijital İstila: Ekranların Gölgesinde Yeni Savaş - 18/03/2026
Savaş artık sınır boylarında değil; ekranların ardında, zihinlerin içinde yaşanmaktadır. Bugünün dünyasında algoritmalar, veri akışları ve içerik bombardımanı; klasik savaş araçlarının yerini almış durumdadır.
 Devamı