• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Naki ERDEMİR
nakierdemir@gmail.com
Sorun ve Çözüm
03/06/2026

 

SORUN VE ÇÖZÜM

Kıymetli dostlar, sevgili gençler,

Bugün, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en dinamik unsuru, yani gençliğimizi konuşmak; onların kalplerindeki fırtınaları, zihinlerindeki kırılmaları ve en önemlisi de haklı sitemlerini anlamak için yazıyorum.

Etrafımıza baktığımızda iki temel gençlik tablosu görüyoruz:

Bir tarafta, sayıları belki %2 veya %3 ile ifade edilen, ancak yüreği Kur’an ve Sünnet’in saf pınarıyla yıkanmış, tavizsiz ve tevhidî bir hassasiyete sahip dertli bir gençlik...

Diğer tarafta ise her geçen gün inançsal bir boşluğa, deizme veya modern dünyanın savurduğu farklı dehlizlere doğru sürüklenen, İslam’a ve kurumsal yapılara mesafeli duran kitleler.

Peki, neden bu noktadayız? Neden o samimi %3’lük gençlik bir çatı altında toplanıp büyüyemiyor da adeta "başı kesilmiş bir horoz gibi" yönünü bulmakta zorlanıyor? Ve neden diğer gençlerimiz akın akın deistleşiyor?

Bu soruların can yakıcı, ama bir o kadar da net bir cevabı var:

Gençlik, sığınacağı ve tabi olacağı samimi bir liman, omurgalı bir siyasi ve toplumsal yapı arıyor; ancak karşılarında sadece sistemin dayattığı sahte vitrinleri buluyor!

Bugün Türkiye’de kendisini "dini" veya "İslami" olarak tanımlayan siyasi partiler ve yapılar, ne yazık ki o dertli gençliğin algıladığı Kur’an ve Sünnet orijinli duruşun fersah fersah gerisindedir.

Açıkça ifade etmemiz gerekirse; bu yapılar, gençlerin yaşadığı derin zihni ve ruhi krizlere karşı ortaya hakiki hiçbir çözüm koyamamaktadır.

Gençliği sadece seçmen skorundan ibaret gören anlayışlar, niteliğe değil niceliğe bakıyorlardır. Sözüm ona İslami olan bu siyasi yapılar, gençliği ancak seçim dönemlerinde hatırlanacak birer "oy deposu" veya miting meydanlarını dolduracak "yardımcı kuvvet" olarak görmektedir. Gençliğin entelektüel açlığı, adalet arayışı, ahlaki kimlik sancıları bu yapıların gerçek gündemi değildir.

Söylem ve eylem tutarsız olunca gençlik, sende kendini bulmaz. Gençler, kürsülerden yükselen büyük İslamî cümleler ile pratik hayatın acı gerçekleri arasındaki uçurumu görüyor. Kendi söylediklerini kendileri yaşamayan, liyakat yerine sadakati, ahlak yerine menfaati önceleyen yapılar gençliğin adalet duygusunu derinden zedeliyor.

Sorunun gerçek kaynağı ise sistemin dayattığı, sistem süzgecinden geçirilmiş güvenlik amaçlı İslam anlayışıdır. Mevcut yapılar, Allah’ın gönderdiği ve Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bizzat hayatıyla inşa ettiği o izzetli, tavizsiz İslamî duruşu temsil etmekten uzaktır. Onların sunduğu din anlayışı; statükonun sınırlarını çizdiği, sisteme entegre olmuş, günü kurtarmaya yönelik evcilleştirilmiş bir anlayıştır.

Hakiki çözümler üretemeyen, gençlerin deizm girdabına kapılmasına sadece seyirci kalan ve parlak sloganlar arkasına saklanan bu yapılar yüzünden, o tavizsiz %3’lük gençlik bu yapılara sahip çıkmıyor, onlara tabi olmayı reddediyor. Çünkü biliyorlar ki, bugünkü yapılar rehber değil, ancak birer hayal kırıklığıdır!

Deizmin arkasındaki gerçek; İslam’dan açış değil, temsil krizine tepkidir. Bugün deizme veya farklı akımlara savrulan gençlerin büyük bir kısmı, aslında İslam’ın özünden değil, İslam’ı temsil ettiğini iddia eden bu yapıların niteliksizliğinden, samimiyetsizliğinden ve çözümsüzlüğünden kaçıyor. Genç beyinler haklı olarak soruyor: "Eğer İslam buysa, eğer adalet, ahlak, samimiyet ve dertlere derman olmak bu yapılarda yoksa, ben neden buraya ait olayım?"

Unutmayalım ki gençlik doğası gereği nettir; gri alanları sevmez, riyayı ve yapaylığı hemen fark eder. Onlar, statükoya boyun eğen ve içi boşaltılmış projelerle kendilerini oyalayan yapıları değil; Hz. İbrahim gibi putları deviren, inkılapçı Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi ödün vermeden yepyeni, adil ve dinamik bir dünya inşa eden o gerçek vizyonun hasretini çekiyorlar.

Ne Yapmalı? Çözüm Nerede?

Eğer bu savruluşu durdurmak, o nitelikli %3’lük çekirdek kadroyu bir çatı altında toplayıp Türkiye’nin ve ümmetin umudu haline getirmek istiyorsak, atılması gereken adım bellidir:

Türkiye’de acilen, sistemin dayatmalarından ve günübirlik siyasetin kirinden arınmış, tamamen Kur’an ve Sünnet merkezli, omurgalı, tavizsiz ve tevhidî bir siyasi/toplumsal anlayışın bayrağı açılmalıdır. Gençliği kâğıt üstündeki projelerle değil, hayatın tam merkezinde konumlandıracak; Allah'ın gönderdiği, Peygamberimiz’ in yaşadığı o saf İslam’ı kurumsal bir ahlakla hakim kılmaya çalışacak bir yapıya ihtiyaç vardır.

Eğer bu samimi, adil, çözümler üreten ve cesur yapı ortaya konulabilirse:

Ne yapacağını bilemeyen, dağınık haldeki o nitelikli İslami gençlik bir çatı altında kenetlenecektir.

Mevcut yapıların samimiyetsizliğine ve çözümsüzlüğüne bakıp deizme kayan, arayış içindeki diğer gençler de bu yapının adaletine ve sahiciliğine koşarak dalga dalga İslam’ın izzetine geri dönecektir.

Son Söz:

Gençlerimiz suçlu değil. Suçlu; onlara Hz. Peygamber’in (s.a.v.) o lekesiz, tavizsiz ve adil modelini sunamayan, dini kendi dünyalıklarına alet edip gençliğin dertlerine kör kalan yapılardadır.

Gelin, gençlerimize sahte parıltılar ve yapay çözümler değil, hakikatin o sönmeyen, devrimci meşalesini sunalım. Onların aradığı omurgalı duruşu biz inşa edelim ki, savrulan değil, çağa yön veren bir nesil ayağa kalksın!

Bu yazıyı okuyup paylaştığınız için teşekkür ederim.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

 


Yazar Hakkında


Prof. Dr. Naki ERDEMİR
Hak ve Kardeşlik Hareketi Genel Başkanı
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi




83 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Nitelik mi, Nicelik mi? - 30/04/2026
İslam düşüncesinde başarının ölçüsü sayısal çokluk değil; samimiyet, liyakat ve adanmışlıkla şekillenen nitelik kavramıdır.
İnsan Fikrî Olarak Değişir mi? - 19/04/2026
Günümüzde sosyal medyanın ve algoritmaların hayatımıza bu kadar girmesi, bahsettiğimiz bu "kutuplaşma ve tamamen partizanlaşma" sürecini eskiye kıyasla daha mı hızlandırıyor?
Ortadoğu’da "Böl-Yönet" Stratejisinin Sonu - 18/02/2026
Başlık dikkatinizi çekebilir. “Ne oldu? Ne oluyor?” diye düşünenler de olabilir. Stratejik, kendi huzuru kadar kardeşinin huzurunu düşünenler ve iman taşıyanlar için yapılması gereken daha çok şeyler var.
Siyaset Niçin Yapılır, Niçin Yapılmalı? - 01/02/2026
Hakiki bir mümin için siyaset, sadece bir güç mücadelesi değil, "marufu emir, münkeri nehyetmek" (iyiliği yaymak, kötülüğü engellemek) vazifesinin kurumsallaşmış bir halidir.