• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Beyhan KESEKCİ
bkesekci@gmail.com
Bir Ümittir Vazgeçişlerimiz
03/06/2026




BİR ÜMİTTİR VAZGEÇİŞLERİMİZ

Hz. Ömer, mescitte yüksek sesle dua eden adamın;
- "Allahım! Eşten, evlattan, maldan sana sığınırım" dediğini işitince, ona sertçe çıkışıp,
- "Be adam! Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Şu yalan dünyada evlatsız, eşsiz mi kalasın? Ekmeğe muhtaç mı olasın?" dedi. Adam, Hz. Ömer'e;
- "Ya ne diyeyim?" diye sorunca, Hz. Ömer,
- "Bunların belasından ve fitnesinden; yani saptırmasından sana sığınırım" de!” demiştir.
Evet… Kimimiz eşin, evladın, malın varlığıyla; kimimiz de yokluğuyla imtihandayız. Evlatlarımız canımızdan bir parça. Peygamber Efendimiz (sav), Fatıma'sı hariç, bütün evlatlarını kendi elleriyle toprağa koyarken, onca acısına rağmen nedenini sorgulamadı. Onun imtihanı; onların yokluğu idi, ama razı oldu. Bize de üsve-i hasene oldu.
Nuh (as) ise, evladın varlığıyla imtihandaydı. Oğlu Kenan, babasının yaptığı gemiye binmedi. O'nun gibi düşünmüyordu. Ona iman etmedi. Kenan'ın, azgın dalgalardan kurtulmak için yükseklere çıkmak gibi bir planı vardı. Biliyordu Nuh, onun için birazdan dağlar da güvenli olmayacaktı. Ama anlamadı oğlu. Babasının ısrarla uzattığı elini tutmadı. Nuh da bir babaydı, içi yanıyordu. Evladının gözü önünde azgın dalgalara yenik düşmesini seyredemezdi. Yalvardı yalvardı, ama nafile...
Her hareketiyle babasının karşısında yer alan, ona karşı gelen, dinlemeyen, aleyhinde olanlarla birlikte hareket eden oğluna, Hz. Nuh bir baba olarak hiçbir zaman nezaketini bozmuyor, yalvarır bir üslupla selâmet gemisine davet ediyor. Ona karşı sert tavır ve tutum takınmıyor, Kuran’ın ifadesiyle "Evladım, yavrucuğum!" anlamında "Yâ buneyye!" diyor.
"Ben, Nuh'un gemisini istemem, yüzerim!" diyen Kenanlarımız var, belki defalarca yalvardığımız. İçimizi yakan evlat sevgisi, onu her düştüğünde kaldırır. Tekrar tekrar düşer, tekrar kaldırırsın. Uzattığın eli her tutuşunda kurtuluşu için umutlansan da, o gemiye çıkmak için değil, tekrar nefes alıp dalgalara dönmek için olduğunu anlarsın.
Niye var ki bu kıssa? Bizler evlatlarımıza Allah'tan daha merhametli olmaya çalıştıkça onlarla imtihanımız bitmeyecek.
Artık mümeyyiz olmuş, kendi seçimlerini senin uyarılarına rağmen yapmış çocuklarımızın, kendi kararlarının bedellerini ödemesine müsaade etmiyoruz. Her yaptığı yanlışı biz yapmışız gibi sahiplenip düzeltmeye çalıştıkça onlar hata yapmanın sonucunu tek başlarına yaşayamıyorlar.
Bir ara TV’lerde aşı reklamı vardı. Orada bir baba; "Kıyamam evladıma, onun yerine ben yaparım. Onun yerine ben çalışırım. Onun yerine ben aşı olurum" diyordu. Aslında bu işin esprisi olsa da yıllarca çocuklarımızın üzülmemeleri adına mesuliyetten uzak çocuklar yetiştirdik. Hep alan, her isteğine “üzülmesin” diye karşılık verdiğimiz, yaptığı hataları kendimiz yapmış gibi bedelini bizim ödediğimiz çocuklarımız. Hatta hata yapmasına hiç izin vermediğimiz çocuklarımız.
Gün geldi büyüdüler, hataları da büyüdü. Küçük sularda yüzmeyi öğrenememiş, bir kez olsun boğulma hissi yaşamamış çocuklarımız kendileri olduklarında azgın sularla boğuşmayı özgürlük bellemişler.
Nuh misali uzattığımız ellerimiz havada kalmış, ama biz hala Allah'tan daha merhametli olmaya çalışıp gözlerindeki yerimizin baskıcı, ısrarcı, kısıtlayıcı oluşuna bakmadan elimizi çekememişiz.
Oysa Allah, her hatanın bedelini sahibine yükler.
Kimsenin başkasının yükünü çekmeyeceği kıyamet gününden bahseder.
Kimse zorla (evladın da olsa) diğerine hidayet veremez.
Nuh'a (as) "Bırak!" der "O senin iman ailenden değildi".
Çok büyük bir imtihan olsa da bu vazgeçiş, belki de sadece bizim değil, evladımızın da kurtuluşu olacak. "Gemi burada, ne zaman gelmek istersen uzat elini tutayım" demek lazım aslında. Seçimlerini, tercihlerini yapacak kadar büyüdülerse bedelini ödemeye de hazır olmaları gerekmez mi?
Niye, uzattığı eli tutmayan oğlunun yanına atlamamıştı Nuh? Niye, evladını zorla gemiye çekmeye çalışmamıştı? Zorla gelen, gemiyi de seninle beraber batırsa, haddi aşan merhamet Nuh'u da helak etmez miydi?
Halbuki o, Allah'ın seslenişine kulak verdi. Elinde olmayan hidayet için Allah'ın takdirine boyun eğdi.
Her hikaye Nuh'unki kadar zorlu olmayacak.
Belki de uzattığın eli çektiğinde acziyetinin farkında olacak. Belki de bedel ödediğinde canı yanacak. Belki de düşüp dizleri parçalandığında ayağa kaldıracak elin kıymetini fark edecek. Kim bilir orada senin varlığın şımarma sebebiydi de olmayınca gerçekler yüzüne bir şamar olup ona hayatı öğretecek.
Bırakalım çocuğumuz zamanında tecrübe etmesine izin vermediğimiz yenilgiyi tatsın. Geminin varlığını boğulurken fark edecek belki. Belki uzattığımız elimizi "güle güle" dediğimizde görecek.
Bazen çıkmaz sokaklarda dolanır dururuz. Elimizdeki haritada ne yollar var halbuki. Kıssaların hiçbiri hoş vakit geçirelim diye değil. Zamanı geldiğinde bize navigasyon görevi görsün diye var.
Kuluz, Allah bize acizliğimizi evlatlarımız üzerinden hatırlatıyor olabilir. Biz dahlimiz olmayanı zorladıkça imtihanımız artacak. Korktuğumuz sona belki evladımızın eliyle gittiğimizin farkında değiliz.
O halde kendini Nuh'un teslimiyetine bırak! Bazen senin için korktuğun imtihan, yaşadıklarından çok daha kolay çözüme ulaşır. Bu risk almak değil, ilahi kudretin planına rıza göstermektir. Efendimiz'e Uhud'un tepesinde gelen yardım, neden eteklerinde gelmedi?
Neden, onca meşakkatli bir tırmanışı uygun gördü Rabbimiz?
Neden, Musa'ya denizi hemen yarmadı da, elinde kalan asasını da kullanana kadar bekledi?
Neden, Musa'nın annesi evladını suya bıraktı? O daha mı merhametsizdi?
Bazen her vazgeçiş büyük bir kazanım içindir. "Bittim" demeden "yettim" demeyenin bir bildiği vardır elbet.
 

Yazar Hakkında

Beyhan KESEKCİ
21/05/2022


117 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Bir Hayat Vakfesinin Ardından - 19/02/2026
Hayatın içinde koştuğumuz, koşuşturduğumuz, hatta koşturulduğumuz bir hızda ruhlarımız çok geride kalırken biz hızın hazzından koordinatlarımızı kaybedebiliyoruz.
Nihilist Penguen ve Kalabalık Yalnızlık - 30/01/2026
Nasıl bir paradokstur ki nefes almalarına izin vermediğimiz gençler, “nefes almak istiyorum” diyerek onların nefesini kesen yolların eşiğine sürükleniyor. Üstelik bu yola nihilist bir penguenle özendiriliyorlar.
Okçular Tepemiz - 11/01/2026
İslam toplumunun tarihindeki önemli anlardan biri olan Uhud Savaşı ve Okçular Tepesi olayı, annelik ve toplumda kadının rolüne dair önemli dersler sunar.