• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Beyhan KESEKCİ
bkesekci@gmail.com
Refik ile Refik-i Âlâ'ya
17/06/2026
  

REFİK İLE REFİK-İ ÂLÂ'YA
 
Kur’an’a göre hayat bir yolculuktur.
Bu yürüyüş mezarda bitmez. Ölümle sona ermeyen bu yürüyüşte “yol mu, yoldaş mı?” tartışmalarına girmek, günde beş vakit, kırk defa okuduğumuz Fâtiha’nın manasından bîhaber olmak demektir.
Zira bize her vakit ısrarla “Allah’ım, bizi doğru yola ilet.” duası yaptırılıyor. Allah’tan hidayet, istikamet ve nimet verilenlerin yolunu talep etmemiz isteniliyor.
 
Böylesi bir yolda en kritik seçim: Yol arkadaşı.
En büyük istikamet, kayıpları ayartıcı yoldaş seçimiyle başlar. Faklı boyalar önce cazip gelir, sonra merakına yenilirsin, daha sonra da onun boyasına boyanmış bulursun kendini.
Düşünsene; bir araçla yola çıkmışsın, yoldaş çok eğlenceli, keyif verici, muhabbetin dibini bulmuşsun ama hep tâlî yollardan amaçsızca ilerliyorsun. Kalbinin sesi “Bir U çek, burası değil” diyor. Nefsin mi arkadaşın olmuş, yoksa arkadaşın mı nefsin ayırt edemiyorsun. Her ikisi de “Hadi ama buralar da görülmeye değer.” diye ikna ediyor.
En kötü kombinasyon eğri yol, yanlış arkadaş.
En sinsi olanı doğru yol, yanlış arkadaş.
En güzel, en samimi ve en güvenlisi doğru yol, doğru yoldaş.
Eğri yolda doğru arkadaş aranmaz; peki doğru yolda her bulduğun doğru arkadaş mıdır?
“İblis dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.” (A‘râf, 16-17)
Demesinden anlıyoruz ki, doğru yolun üzerinde en azılı ayartıcılar pusu kurmuş.
Demek ki doğru yolda olan sadece doğrular olmazmış. Şeytanın en sinsisi, en ayartıcısı da sağdan yaklaşanı değil mi?
Doğru yol arkadaşını bulmak, doğru yolu bulmaktan daha dikkat, feraset, gözlem gerektiriyor.
Çıktığın yol mezarda bitmez. “Yol arkadaşım” dediğin kişiyle ölüm ötesinde de beraber olacağımızı hesaba katmadığımızda doğru seçim yapamıyoruz aslında. Dünya ile sınırlı olana yani arkanı yasladığın daş, sağlam yer anlamında arkadaş deniliyor. Oysa refik cennete yol arayan iki kişiden biridir.
Doğru yolda "mış" gibi yapan,  "Allah adına", “Allah için” maskesiyle kandıranların, en büyük darbeyi yediklerimiz olduğunu yakın ve uzak tarihimizden biliyoruz.
Bize düşen; önce samimiyetle doğru yola koyulmak ve tıpkı Hz. Musa gibi, Efendimiz gibi bize destek olacak bir yardımcı ve destek istemek.
 
Bizim yol arkadaşımız, değerini yolun değerinden almalı.
Yola yatmadan, yoldan sapmadan, yolu satmayan bir yoldaş bulduysan ona sarıl.
Ta ki “Sıbgatallah”, Allah’ın boyasıyla boyanmış bir yoldaşın rengi sana da sirayet etsin. Zira Efendimizin “Salihlerle oturup kalkın” tavsiyesi tam da doğru yol arkadaşını bulacağımız meclislerdir.
“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” ayetinin tecellisi, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmekten geçer. Şeytan ve nefsim bana düşman olarak yeter zaten; bir de içimdeki ayartıcıları gün yüzüne çıkaracak üçüncü ayartıcımı kendi ellerimle karşıma dikmek yolun meşakkatini artırır.
Teşvik; sallayıp özünü çıkarmak demekmiş. Tıpkı ayranı sallayıp içindeki yağı çıkarmak gibi…
Yol arkadaşımda aradığım en büyük özellik; beni çalkalayıp içimdeki iyi kabiliyetleri, özümü ortaya çıkarmasıdır.
 
Teşvik insanı pasiflikten aktifliğe zorlar.
Dünyayla sınırlı hayalleri olan yol arkadaşıyla yolun keşke mezarda bitmiş olsaydı ama maalesef hesap günü aleyhine tanıklığı beraberinde taşımış olmanın pişmanlığı olacak.
“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse sizden biri kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.”
Hadis-i şerifi, bizim yol arkadaşlarımız konusunda ne denli teyakkuzda olmamız gerektiğini anlatır.
 
Samimi yol arkadaşı yük olan değil, yükünü alandır.
Kolaylaştıran, zorlaştırmayan; müjdeleyen, nefret ettirmeyen, umut veren, ümitsizliğe düşürmeyen dostlarımız varsa onlarla safları sıklaştıralım. Zira Rabbimiz, “Müminler kardeştir” der.
Biz hep yol arkadaşını dışarıda ararız. Oysa evlendiğin insanın önce dinde yol ve dava arkadaşın, sonra evde refik ya da refikan olduğunu unutmamalısın.
Evlatlarımızı büyütürken bir gün aynı yolda yol arkadaşları yetiştirmenin heyecanını duymalıyız. Ebeveynliğimiz artık onlar rüştüne erdikten sonra dava kardeşliğine dönüşmeli.
Yola çıktıklarımızı, yolda bulduklarımıza tercih etmek ne büyük nankörlük… Yıllarını almış bir emeğin ve tecrübenin sonucu edinilmiş bir refikin kaybedilmesi çok büyük israf olduğunu keşke bilebilsek.
Akrabayla alakayı kesmek de hem can hem kan bağıyla bağlı olduğumuz, çok kolay kazanabileceğimiz yol arkadaşlarımızı kaybetmek demek. Tebliğe akrabalarımızdan başlamanın Efendimiz’e Allah’ın emri olduğunu unutmuşuz sanki.
Ömrümüz boyunca bizi meşgul eden hobilerimiz, sosyal medya, mesleğimiz, kariyerimiz yol arkadaşımız değil; yola hizmet eden mesabesinde tutulmalı. Zira meşguliyetlerimizle işgal ediliyoruz.
Yola hizmet eden olmaktan çıkıp yolda kalmana sebep olan neyin varsa, Hz. Süleyman’ın atları gibi ayartıcıdır. Zaman algımızla oynayan ne varsa, Hz. Süleyman gibi kurban etmeye hazır olmalıyız.
Bize verilen her imkân ve nimet, bizi yolda bırakan değil; yol aldıran olmalı.
Seni bahtiyar eden, büyük ölçüde maddi varlıklar değildir aslında. Yol arkadaşında seni besleyen, büyüten, güvende hissettiren; kendisi olmasa dahi sende oluşturduğu farkındalıkla güç veren bir yan vardır.
O anlamda aynı yolun yolcusuyla çağdaş olmana da gerek yok. Efendimizle, diğer peygamberlerle, sahabelerle, salihlerle, sıddıklarla aynı yolda olmak; yol arkadaşlığı yapmak, zamanları aşan bir güç takviyesidir.
Bahtiyar, çok mutlu olana denilmiyor. Her istediği olana da değil; bahtına yar olmuş, bahtıyla barışık olana bahtiyar denilmiş.
Bu yolun bahtiyarlarının hayat izlerini takip etme duasıyla son bulan Fâtiha Sûresi, bundan sonra bizim yol ve yol arkadaşlığı seçimimizde mihenk taşı olsun.
Rabbinin hükmüne razı olmuş her bahtiyar gibi ben de derim ki:
Allah aldığı yol arkadaşımın yerine yolun hakkını veren, bana Allah’ı hatırlatan, dava arkadaşları, vefakar, fedakar dostlar ve refikim olan eşim için hamdedilecek yegane dost en yüce, en güzel, en makbul olan refiki âlâ'ya hamdolsun.


Yazar Hakkında

Beyhan KESEKCİ


158 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Bir Ümittir Vazgeçişlerimiz - 03/06/2026
Bırakalım çocuğumuz zamanında tecrübe etmesine izin vermediğimiz yenilgiyi tatsın. Geminin varlığını boğulurken fark edecek belki. Belki uzattığımız elimizi "güle güle" dediğimizde görecek.
Bir Hayat Vakfesinin Ardından - 19/02/2026
Hayatın içinde koştuğumuz, koşuşturduğumuz, hatta koşturulduğumuz bir hızda ruhlarımız çok geride kalırken biz hızın hazzından koordinatlarımızı kaybedebiliyoruz.
Nihilist Penguen ve Kalabalık Yalnızlık - 30/01/2026
Nasıl bir paradokstur ki nefes almalarına izin vermediğimiz gençler, “nefes almak istiyorum” diyerek onların nefesini kesen yolların eşiğine sürükleniyor. Üstelik bu yola nihilist bir penguenle özendiriliyorlar.
Okçular Tepemiz - 11/01/2026
İslam toplumunun tarihindeki önemli anlardan biri olan Uhud Savaşı ve Okçular Tepesi olayı, annelik ve toplumda kadının rolüne dair önemli dersler sunar.