Baki ÖNCEL
Urumçi ve Doğu Türkistan Gerçeği
07/07/2026
Ümmetin Vicdanında Kanayan Bir Yara Tarih, bazı günleri sadece takvim yapraklarına değil, insanlığın vicdanına da yazar. 5 Temmuz 2009'da Urumçi'de yaşanan acılar da böyledir. O gün hayatını kaybeden masum insanlar, geride gözü yaşlı aileler ve unutulmaması gereken bir insanlık dramı bıraktı. Doğu Türkistan, asırlardır ilim, irfan ve İslam medeniyetine katkılar sunmuş müstesna bir coğrafyadır. Bugün ise bu kadim yurt, uluslararası kamuoyunda insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü ile kültürel haklar bağlamında yoğun biçimde tartışılan bir bölge hâline gelmiştir. Farklı değerlendirmeler bulunsa da, her vicdan sahibi insanın ortak dileği; masumların zarar görmediği, temel hakların korunduğu ve adaletin hâkim olduğu bir gelecektir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun; kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun." Bu ilahî ölçü, bize adaletin sadece dostlarımız için değil, bütün insanlar için gerekli olduğunu öğretmektedir. Bir Müslüman, mazlumun kim olduğuna değil, mazlumiyetine bakar. Çünkü merhamet, sınırlarla çevrili değildir. Doğu Türkistan'da akan gözyaşı da, Gazze'de, Sudan'da, Myanmar'da ve dünyanın neresinde olursa olsun masumların döktüğü gözyaşı da aynı vicdana seslenmektedir. Bugün bize düşen; öfkeyi büyütmek değil, adalet talebini diri tutmaktır. Sessiz kalmamak, hakikati unutmamak, zulme uğrayanların hukukunu savunmak ve insan onurunu her şartta yüceltmektir. Sivil toplum kuruluşlarına, ilim ve fikir insanlarına, basına ve her vicdan sahibine önemli görevler düşmektedir. Mazlumun sesi olmak, insanlığın ortak sorumluluğudur. Urumçi'yi anmak, geçmişte yaşanan acıları diri tutmak için değil; benzer acılar bir daha yaşanmasın diye hafızamızı canlı tutmaktır. Çünkü unutulan acılar, yeni acıların kapısını aralayabilir. Hatırlamak ise adalet arayışını diri tutar. Rabbimizden niyazımız; Doğu Türkistan'da ve yeryüzünün bütün mazlum beldelerinde akan gözyaşının dinmesi, insanların inançlarını, kimliklerini ve kültürlerini huzur içinde yaşayabilmesi, adaletin ve merhametin yeryüzüne hâkim olmasıdır. Zulüm ebedî değildir. Bâki olan hak, adalet ve insan onurudur. Mazlumların duası, insanlığın vicdanını uyandırmaya devam edecektir. Yazar Hakkında Baki ÖNCEL 06/07/2026 |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Ümmet İçin Ne Yapıyorum? - 27/06/2026 |
| Bugün kendimize samimiyetle şu soruyu sormaya ihtiyacımız var: "Ümmet için ne yapıyorum?" Bu soru, başkalarını sorgulamak için değil; önce kendi vicdanımıza yöneltmemiz gereken bir muhasebe sorusudur. |
| Veda Hutbesi’nden Evrensel Beyannameye: Kaybolan Ruh ve Sahte Vicdanlar - 19/04/2026 |
| Asırlar önce, çölün ortasında bir hakikat haykırıldı. Ne Birleşmiş Milletler vardı, ne uluslararası mahkemeler… Ama insan vardı. Ve insanın değeri vardı. |
| Hak Kimin? Nefsin ve Devletin Sınırı - 23/03/2026 |
| Bir insanın canı, malı, onuru ve yaşam hakkı dokunulmazdır. Bu dokunulmazlık, ne bir devletin kararıyla başlar, ne de onun gücüyle sona erer. |
| Diploma mı, Karakter mi? - 21/02/2026 |
| Bugün bir öğrencinin değeri; kazandığı okulun markası ya da cebindeki diplomanın kağıt kalitesiyle ölçülür hale geldi. Ancak bu maddeci ölçü birimi, insanı eksik bırakıyor. |
| “Sözün Ahlakı”ndan “Sükûtun Hikmetine” - 26/01/2026 |
| Sükût, yalnızca kelimesizlik değil, kelimenin kaynağına dönüş yolculuğudur. Çünkü hakikî söz, sessizliğin bağrında mayalanır. Kalp huzur bulmadıkça, dil hakikati taşıyamaz. |
| Şehid Adını Değil, Emanetini Bırakır - 17/01/2026 |
| Şehitlik, ölenin değil; yaşayanın sırtına yüklenen bir sorumluluktur. |
| Sessizliğin, Zulmü Büyütmesin - 15/01/2026 |
| Zulme engel olmayan, zalimle arasına mesafe koymayan, aslında yardımı yanlış tarafa yapmaktadır. Bugün en yaygın savunma şudur: “Taraf değilim.” |
| Erdem Kimin Safında? - 07/01/2026 |
| Cahiliye’de kurulan bir adalet duruşu, İslam geldikten sonra bile değerini koruyorsa durup kendimize bakmamız gerekir. Bugün Neredeyiz? |
| Müslüman Toplumunun Sessizliği - 05/01/2026 |
| İmanla yoğrulmuş toplumlar neden vicdanlarını toplumsal bir sese dönüştüremiyor? |
Devamı |