• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

    • TEMSİLCİLER TOPLANTIMIZ YAPILDI
    • ALEMDAR İmam Hatipliler Derneği 1’inci Genişletilmiş Temsilciler toplantımızı gerçekleştirdik.
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Hamdi ÖZ
hamdioz1@hotmail.com
Bana Erimiş Bakır Getirin
10/12/2025




Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran taş, tuğla vb. malzemelerden yapılan veya örülen dikey düzleme duvar denir. Duvar/ cidar; sonuç alınamayan yer, sur, zar, set, hat, tol, tıraz, bölüm, perde, örtü ve engel demektir. Ana, temel, ara, kara, kuru, perde, hücre, ses, beton, ihata, istinat, oturma ve ağlama duvarları vardır. Duvarın halısı, kâğıdı, resmi, yazısı, hüsn-ü hattı, perdesi, ilanı, gazetesi, saati, takvimi günlük hayatın nerdeyse vazgeçilmez unsurlarıdır.

Süleyman Çelebi merhum, Vesilet-ün Necat isimli eserinin velâdet bahsinde:

 “Yarılıp divar çıktı nâgehan

Geldi üç Huri bana oldu âyan.

Çevre yanıma gelip oturdular

Mustafa’yı birbirine muştular.”

Mısralarında Efendimiz’in doğumu esnasına Amine Hatun’un o anda gördüklerini görmüş gibi veciz bir şekilde anlatmıştır.

Dünyanın en uzun duvarı olan Çin Seddi 6700 km’dir. Aslında Çin Seddini inşa eden Che Hanedanı göçebe uluslara şu mesajı vermiştir: "Bu duvar bir sınırdır. İçi bize dışı size aittir. Bu duvarı aşmadığınız ve topraklarımıza saldırmadığınız sürece sizin ne yaptığınıza karışmayız.’’

Öyleyse yaşasın Çin Seddi. Yaşasın İpek Yolu.

Duvar taş üzerine, cümle söz üzerine kurulur. Bir yapının sağlamlığı, kale duvarı gibi benzetme ile ifade edilirken mahkeme duvarı gibi teşbihi ise insan ilişkilerindeki soğukluğa işarettir. Ana/baba ile evlat arasına perde çeken fâsıkların, devlet ile millet arasına duvar ören hainlerin, kıtalar ve ülkeler arasına tel örgü ve vize engelleri koyan zalimlerin ensesine Kehf Suresi’nin 29.ayet-i celilesi tokat gibi inmiştir:

“Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.’’

Her duvarın çektiği bir ağırlık ve yük vardır. Mevlâna bunu en güzel şöyle ifade eder:

“Duvara çivi çakılırken duvar dile gelir ve çiviye yalvarır. Yapma be kardeşim bağrımı deliyorsun!” Çivi çekiçten, çekiç sapından, sap kendini tutan elden, kol iradî bir güçten şikâyet eder. Mevlâna nihayet olup bitenleri bir ilahî sebebe ve küllî iradeye bağlar.

Kehf Suresinden devam edelim... Bir zamanlar maveradan maceraya uzanan bir yolda Hızır ile Musa A.S. birlikte yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Hızır, hemen o duvarı doğrulttu. Musa, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. Hızır, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir.” dedi.

“Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. Ücretsiz tamir ettiğimiz o duvar, şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.”

“Ey Muhammed! Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar.”

De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.” Biz onu yeryüzünde ilim, hikmet ve kudret sahibi kıldık. Kendisine her konuda amacına ulaşabileceği bir yol verdik. O da önce batıya gitmek istedi ve bir yol tuttu. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar gibi buldu. Orada kâfir bir kavim gördü.

“Ey Zülkarneyn! Ya onları cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın.” dedik. Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır.” dedi. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. Üstelik ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.” Sonra bu defa doğuya doğru bir yol tuttu. Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. Sonra yine bir yol tuttu. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc adlı kavimler yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?” Zülkarneyn, “Rabbimin bana verdiği imkân ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. “Bana yeterince demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu dağlarla bir hizaya getirince, “Körükleyin!” dedi.

Demiri eritip kor gibi yapınca da “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım.” dedi. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler. Zülkarneyn, “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi kıyametin kopma vakti gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir.” dedi.

Ey Muhammed! Sana davacıların haberi geldi mi?   Hani onlar duvarı aşarak mabede / Davud’un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, “Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet.” dediler. İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken ‘Onu da bana ver.” dedi ve tartışmada beni bastırdı.”

Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır.

Ona dedik ki: “Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” (Sad /21-22)

Medine Vesikasına ihanet ederek Mekkeli müşriklerle gizli ve alenen iş birliği yapan ve bu yüzden Peygamber Efendimiz tarafından Hayber ve Şam’a sürgün edilen Yahudi kabilelerinden münafık Nadiroğullarına işaret edilen Haşr Suresinin 14. ayetinde "Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.’’ denilerek çağdaş keferenin de BM, AB, NATO, Gümrük Birliği, vize engeli, küresel terör gibi barikat ve engeller arkasında durarak Müslümanlarla kalleşçe mücadele edecekleri çağlar öncesinden haber verilmektedir.

“Namaz kılınan odanın duvarına resim asmak caiz midir?”, “Duvara işlenen manzara, hüsn-ü hat, tezhip ve tezyinatın dini hükmü nedir?”, “Ana ve babayı yaşlandıklarında dört duvar arasında hapsetmek Allah’tan reva mıdır?” sorularının cevabını ehline bırakalım.

Faruk Nafiz Çamlıbel Han Duvarları namıyla meşhur şiirinin bir bölümünde kendini şöyle tarif ediyor:

“Garibim namıma Kerem diyorlar,

Aslı’mı el almış haram diyorlar.

Hastayım derdime verem diyorlar,

Maraş’lı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben.’’

Reis de aynısını söylüyor:

 “Biz bu cennet vatanın ve necip milletin Cemşid ile Hurşid’iyiz. Allah’a kulluk potasında erimiş adam gibi adam getirin. Kaf Dağını deler geçeriz Evvelallah! Ferhat gibi Şirin’e, Kuşlar gibi Simurg’a ulaşırız. Ondan sonrası her yer Bostan ve Gülistan.’’

Tabi ki; Allah’ın izin ve inayetiyle…

 


Yazar Hakkında


Hamdi ÖZ

1 Kasım 2017



213 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Değirmen İki Taştan Muhabbet İki Baştan - 10/01/2026
Kur’an-ı Kerim’de Allah yolunda saf bağlayarak çarpışan mücahitler taşları birbirine kurşunla kenetlenmiş sağlam binaya benzetilir.
Elma Dersem Çık, Armut Dersem Çıkma! - 20/12/2025
Müslüman alma demesini de bilir, elma yemesini de bilir.
Akşam Kabak, Sabah Kabak - 30/11/2025
Kabak deyip geçmeyelim. Kabağın hikayesi çoktur. Nasreddin Hoca merhum “ayn” harfinin en iyi mahrecini davet kelimesinden çıkarmış, tecvit kaidesinden iklabı en güzel kabak kelimesinde uygulamıştır.
Ak Akçe Kara Gün İçindir - 17/11/2025
Gazze’de devam eden katliam Müslümanlara küfrün tek millet olduğunu hatırlattı. Bize vatan özelinde bir avuç toprağın kıymetini, bağımsızlığın ve devlet olmanın önemini, hak- batıl mücadelesindeki safımızı öğretti.
Zakkum, Çiçek Açmıştır. Nokta… - 27/10/2025
Kıyametin kopacağına tanıklık etsek bile elimizdeki fidanları dikelim ve gençlerimize sahip çıkalım.
Ölürsem Gazze'ye Gelme İstemem! - 18/10/2025
İkiz kardeşim Furkan’a 730 gündür dünya gündeminden hiç düşmeyen Gazze katliamına ve soykırımına seyirci olan Müslüman ülkelerin halkları olarak dünyaya daldığımızı, sınıfta kaldığımızı hatta insanlık sınavını kaybettiğimizi üzülerek söylüyorum.
Ağlama Leylam Ağlama - 21/09/2025
İslam dininde ağıtın sessiz olması tavsiye edilmiştir. İlahi takdire ve taksimata teslimiyet esastır. Kadere isyan etmeden ve gayretullah’a dokunmadan gözyaşları siğim siğim yağan yağmur gibi akıtılır.
Ele Verir Talkını, Kendisi Yutar Salkımı - 13/09/2025
Müslümanların başına gelen umum bela ve musibetler için sevinirler, bıyıklarının altından kıs kıs gülerler. Hatta baza pişmiş kelle gibi sırıtırlar. Kötülük çemberleri ve girdabı başlarına geçsin.
Cennet Müminlerin Tatil Köyüdür - 23/08/2025
Cennet ehlinin bahçesi çiçekler ve güller ile doludur. Cemalullah orada temaşa edilir, enbiya- evliya, aşıklar, sadıklar, hafızlar ve şüheda ile Hak Meclisinde buluşulur. Gerçek Millet bahçesi de orda, Ümmet bahçesi de ordadır.
 Devamı