Hamdi ÖZ
hamdioz1@hotmail.com
Ah Fırat Minel Irak!..
19/01/2026
Âdemoğlu kutsal metinlerden öğrendiği altlarından ırmaklar akan cennetin gizemli hayatını dünyaya taşımak ister. Zengin yer altı ve yer üstü su kaynaklarını, sarnıçları kuyuları akarsu ve çay kenarlarını, ırmak ve dere yataklarını mülk edinir. Deniz ve göller bölgesindeki tarıma ve hayvancılığa uygun mümbit arazileri ve görkemli yamaçları yurt edinmek için mücadele verir. Dini değerleri uğruna atıyla ve gemisiyle okyanuslara dalar, deryanın kuzuları ile beslenir, inci mercan ile süslenir. Bilir ki; su büyük bir nimet ve en zengin hazinedir. Nehir kenarına kurduğu çadırın zamanla söker, daha dayanıklı evler yapar, köyler beldeler ve şehirler kurar. Su uğruna çarpışır, çatışır, kan döker ve cana kıyar. Mezopotamya böyle maceralarla doludur. Toprak işleyenin su kullananındır. Su mavi vatandır, su hayattır, su medeniyettir. Su şiir şuur ve edebiyattır. Su aşk ateşinin dermanıdır. Fuzuli âşık olduğu Hz. Muhammed Mustafa’ya kavuşma isteğini Nil nehrine bakarak dile getirir. Su kasidesinde beni de al götür Medine’ye diye adeta ona yalvarır: Hak-i payine yetem der ömürlerdir muttasıl. Başını taştan taşa vurup gezer avare su! Mısır, Nil’in armağanıdır. Dünyanın en uzun nehri olan Nil, mecazda Mısır’ın hayat kaynağı ve ekonomisinin can damarıdır. Afrika’dan Akdeniz’e uzanan Nil ile din tarih medeniyet kültür edebiyat sanat siyaset ticaret uzanır gider. Nil nehri; Burundi, Ruanda, Tanzanya, Uganda, Kenya, Zaire, Etiyopya, Sudan ve Mısır dahil tam dokuz ülkeden geçer. Taha ve Kasas Surelerinde zikredilen “yem” kelimesi ile bu nehre işaret edilir. Hakkında seyahatnameler yazılan Nil’in İslam tarihinde önemli bir yeri vardır. Hz. Ömer, Nil nehrini Kızıldeniz’e bağlamak için sahabeden Amr bin As’a kanal açtırmıştır. Asırlar sonra mücahitlere “Çırpınırdın Kızıldeniz bakıp Filistin bayrağına! şeklinde ilham olmuştur. İbranice ’de Musa ismi su ile gelen ustura gibi keskin zekalı demektir. Aslında annesi onu ilahi bir vahye teslim olarak kundağa sarıp sal üstünde bir sepet ile Nil nehrine bırakmıştır. Firavun ve askerleri Kızıldeniz’de helak olmuştur. Asırlar sonra Arap Birliği Genel Sekreteri Amr bin Musa gibi Mısır Devlet Başkanı Abdul Fettah Sisi de refah kapısını Filistinli mazlumların yüzüne kapatmıştır. İnşaallah bugünün modern Kıptileri de bir gün köpekbalıklarına yem olur ve defolup gider. Öte yandan Tuna nehri ise Avrupa’yı batıdan doğuya aşarak Karadeniz’e dökülen bir nehirdir. Volga’dan sonra Avrupa’nın en uzun nehri olan Tuna’nın doğum yeri Almanya-Schwarzwald/ Karaorman’dır. Plevne kahramanı Osman Paşa’ya sensiz akmam etrafımı yıkmam diyen Tuna nehri Avusturya, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Moldova, Ukrayna, Hırvatistan Bulgaristan ve en son Romanya üzerinden Karadeniz’e dökülür. Tuna nehrinin Avrupa tarihinde önemli yeri vardır. Dereler çaylar nehirlerde, ırmaklar ve denizler de okyanuslarda buluşur. Hint, Atlas ve Büyük okyanus böyle oluşur. Fikirler de nehirler gibidir. Necip Fazıl bu hakikati Sakarya nehrine bakarak dile getirir: “Her şey akar su tarih yıldız insan ve fikir, oluklar çift birinden nur akar birinden kir” Bütün fikirler bir ummanda birleşir. İşte o umman Kur’an-ı Mübin’dir. Dünyanın yaratılışından bugüne değin suyun kimyasal formülü, hacmi, miktarı, boyutu, basıncı ve ısı ayarı hiç bozulmamıştır. Lakin dünya barışı ve güvenliğini temin adına üretilen füze atışları, okyanus ötesi nükleer başlık denemeleri, patlatılan misket bombaları, yeni nesil silahlar, her sene yılbaşlarında düğün dernek ve gösterilerde parlatılan havai fişek atışlarından tutun da uzayın derinliklerine fırlatılan uydular gezegendeki doğal hayatı, iklimi, bitki örtüsünü, hayvan türlerini ve insanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Suyun tadı kaçmış rengi ve kokusu çoğu yerde değişmiştir. G7 ülkeleri tarafından açık denizlerde okyanus ortalarına batmış numarası ile boşaltılan kimyasal ve endüstriyel atıklar, atmosfer tabakasına salınan sera gazları yeşil ve mavi vatanı tehdit etmektedir. Öyleyse sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın silahtan ve terörden arındırılması gerekir. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Dünya modeline sahip çıkılmalıdır. Barış havarisi kılıflı silah tüccarları soykırım halelerine ve vekalet savaşlarına son vermelidir. Nil’in boyu Tuna’dan uzundur. Tuna’nın ayak izleri ise Nil’den fazladır. Nil’in hediyesi Mısır, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmış, 1918 yılına kadar Osmanlı hakimiyetinde adalet ve iyilikle yönetilmiştir. En son güç zehirlenmesine kapılan Kavalalı Mehmet Ali Paşa İngilizlerin dolmuşuna binmiş, İstanbul’a karşı ayaklanmış, Mısır’a sultan Osmanlının başına püsküllü bela olmuştur. Tosun Paşaya rağmen Yeşil Vadi ’ye barış gelmemiştir. Öte yandan Tuna ‘ya yönelen ilk Osmanlı akınları Yıldırım Bayezid dönemine rastlar. Niğbolu ve Mohaç zaferleri ile Bulgar ve Macar hakimiyeti Osmanlının eline geçer. Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa’nın göbeğine Osmanlı mührünü vurur. Tuna boylarında yaşanan askeri hareketlilik Nil havzasında yaşanmamıştır. Bunun sebebi mücahitlerin atlarını Kızılelma’ya doğru sürmesidir. Eflak Voyvodasına gönderilen ferman şöyledir: Haydut eşkıyasına karşı Tuna’yı koruma altına alıp bir eşkiyayı dahi Tuna’dan geçirmekten zapt eyleyesin! İşte dünya bugün tam da böyle bir siyasi güce muhtaçtır. Fermanları ile dünyayı titreten mazlumların hamisi muhteşem Süleyman misali yeni sultanlara ihtiyaç vardır. Berlin antlaşması ile Tuna boylarındaki Osmanlı hakimiyeti sona erer. 2010’da yapılan Avrupa Birliğinin Büyük Tuna Zirvesine 8 asıl ülke, 6 komşu ülke ve Polonya katılmıştır. Dağlar gibi nehirler de tarihe tanıklık eder. Nehirler debi ve rejimleri ile bilinen, içinde barındırdıkları canlı türleri ve şarkıcı kuşları ile konuşan, etrafındaki enva-i çeşit ağaçlar bitkiler yeşillikleri ile maveradan maceraya uzanan birer çağlayandır. Medeniyetler doğudan batıya akan nehirler gibidir. Bazı nehirler vardır batıdan doğuya doğru akar gider. İşte Tuna böyledir. Nehirler rüzgarlara benzer. Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye doğru akar gider. Çaydan gelen mey olur akar gider. Hay’dan gelen Hu der yel olur eser gider. Dünya döndükçe su da döner. Hak aşığı Yunus’a göre insanlar da nehirler gibidir: Derlendik pınar olduk. Ayrıldık ırmak olduk. Şol akar sular olduk Şükür elhamdülillah! Bir damla suyun vay başına gelenlere! Ceset topraktan gelip toprağa dönünceye kadar sebeplerin etrafında döner durur. Ruh ise Hak’tan gelmiştir, Hakka rücu eder. Sor bakalım Celal Ağa! Ah Fırat beynel Irak, nettin Sarı gelini? Vah Yeşilırmak, nerden aldın rengini? Eyvah Dicle, niçin yıktın bendini? Seyhan Ceyhan Amuderya! Taşacak bu Basra Körfezi Molla Zemheri! Karıncalar yuvasına çekilsin! Balıklara yem olmasın! Yavuzun torunları yeniden geliyor!.. Yazar Hakkında Hamdi ÖZ 06.01.2026 Geretsried-Gelting/Almanya |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Bakarsan Bağ Bakmazsan Dağ Olur - 24/02/2026 |
| Dağlar arzın göğe yükselen şehadet parmaklarıdır. Allah’ın varlığına birliğine kudretine ve azametine işaret eden dağlar, ilahi iletişim hattı vahyin çekim merkezleridir. |
| Değirmen İki Taştan Muhabbet İki Baştan - 10/01/2026 |
| Kur’an-ı Kerim’de Allah yolunda saf bağlayarak çarpışan mücahitler taşları birbirine kurşunla kenetlenmiş sağlam binaya benzetilir. |
| Elma Dersem Çık, Armut Dersem Çıkma! - 20/12/2025 |
| Müslüman alma demesini de bilir, elma yemesini de bilir. |
| Bana Erimiş Bakır Getirin - 10/12/2025 |
| Duvar taş üzerine, cümle söz üzerine kurulur. Bir yapının sağlamlığı, kale duvarı gibi benzetme ile ifade edilirken mahkeme duvarı gibi teşbihi ise insan ilişkilerindeki soğukluğa işarettir. |
| Akşam Kabak, Sabah Kabak - 30/11/2025 |
| Kabak deyip geçmeyelim. Kabağın hikayesi çoktur. Nasreddin Hoca merhum “ayn” harfinin en iyi mahrecini davet kelimesinden çıkarmış, tecvit kaidesinden iklabı en güzel kabak kelimesinde uygulamıştır. |
| Ak Akçe Kara Gün İçindir - 17/11/2025 |
| Gazze’de devam eden katliam Müslümanlara küfrün tek millet olduğunu hatırlattı. Bize vatan özelinde bir avuç toprağın kıymetini, bağımsızlığın ve devlet olmanın önemini, hak- batıl mücadelesindeki safımızı öğretti. |
| Zakkum, Çiçek Açmıştır. Nokta… - 27/10/2025 |
| Kıyametin kopacağına tanıklık etsek bile elimizdeki fidanları dikelim ve gençlerimize sahip çıkalım. |
| Ölürsem Gazze'ye Gelme İstemem! - 18/10/2025 |
| İkiz kardeşim Furkan’a 730 gündür dünya gündeminden hiç düşmeyen Gazze katliamına ve soykırımına seyirci olan Müslüman ülkelerin halkları olarak dünyaya daldığımızı, sınıfta kaldığımızı hatta insanlık sınavını kaybettiğimizi üzülerek söylüyorum. |
| Ağlama Leylam Ağlama - 21/09/2025 |
| İslam dininde ağıtın sessiz olması tavsiye edilmiştir. İlahi takdire ve taksimata teslimiyet esastır. Kadere isyan etmeden ve gayretullah’a dokunmadan gözyaşları siğim siğim yağan yağmur gibi akıtılır. |
Devamı |