• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Celalettin KANDEMİR
celalettinkandemir1966@gmail.com
Varoluşun Anlamı: Kulluk, Aşk ve Sorumluluk
16/04/2026



VAROLUŞUN ANLAMI: KULLUK, AŞK VE SORUMLULUK

 

1. Giriş: İnsanın Değeri ve İlahi Hitap

Ey İnsan (Müslüman)!

Varlığına kıymet veren bir Rabbin var. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:

        “Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.” (İsrâ 17/70)

        “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn 95/4)

Sana karşı son derece merhametli, üzerine çok düşkün, sana kıyamayan ve rahmet kanatlarını geren[i] bir Peygamberin (sav) var:

        “Size içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe 9/128)

Bu bağlamda insan, yaratılış itibariyle değerli; sorumluluk itibariyle yükümlü bir varlıktır.


2. Kulluk Bilinci ve İnsan

‘Sözlerin büyüğü, büyüklerin sözleridir’ fehvasınca, Ali ibn Abi Talib (öl. 661)’e atfedilen şu niyaz, kulluk şuurunu derin bir şekilde ifade eder:

“Ya Rabbi! Ben seni kendime göre bir Rab buldum; ne olur sen de beni kendine göre bir kul eyle!”[ii]

İnsanoğlunun kıymet ve değerin farkındalığını arttıracak güçlü bir niyazı, şu hakikati de ima eder:

Kul olmak, insan için erişilebilecek en büyük makamdır.

Bu bağlamda Elmalılı Hamdi Yazır (öl. 1942)’a atfedilen şu mısralar da kulluğun amacını veciz biçimde ifade eder:

“Gelmeden maksat cihana; bir güzel iş görmedir,

Bir ilahî aşk içinde kul hayatı sürmedir.”[iii]


3. Varlığın Değeri: Katkı ve Sorumluluk

Roger Garaudy (öl. 2012) şöyle der:

“Kişinin değeri,

 geleceğe olan katkısı ve bu katkının niteliği ile ölçülür.”[iv]

Benzer şekilde İsmail Hakkı Aydın şu ifadeyi kullanır:

“Eğer yokluğunuz bu âlemde hissedilmiyorsa,

varlığınız bu âlemin sırtına yüktür.”

Bu düşünceyi destekleyen anonim bir halk söyleyişi de şöyledir:

Cevahir varken pul neye yarar,

Aczini bilmeyen kul neye yarar,

Herkes bir yol tutturmuş gidiyor ama,

Mevlâ’ya gitmeyen yol neye yarar!”


4. Aşkın Merkeziliği: Tasavvufî Perspektif

Yunus Emre (öl. 1321), varlığın özünü aşk ile açıklar ve aşkı merkeze alarak şöyle der:

“Kalpler aşk ile dola,

Canlar anda can bula,

Girip şehri gönüle, her dem kalasım gelir.

Aşkı olmayan kulu, kırka bölesim gelir.”[v]

Fuzûlî (öl. 1556) ise bu âlemde aşktan başka her şeyin boş olduğunu şöyle ifade eder:

“Aşk imiş her ne var âlemde,

İlim bir kîl ü kâl imiş ancak.”[vi]


5. İbadet ve Nihai Gaye

İbn Ata Allah el-İskenderî (öl. 1309)’ye atfedilen şu hikmet:

“Senin Allah’a ibadet edebilmen,

Allah’ın sana verdiği en büyük nimettir.”[vii]

Bu anlayışı destekleyen modern bir ifade de şöyledir:

“İslâm en büyük pâye,

İslâm en büyük gâye;

Ya Rabbi sen ulaştır,

Bizi o Maksûd-u ‘Ûlâ’ya.”[viii]


6. Sonuç: Varoluşun Hakikati

Hz. Ali’nin bir vecîzesi bir çok düşünüre ilham kaynağı olmuştur denilebilir. 

 

Şöyle ki; Mehmet Âkif “İnsan” şirinde[ix]

Hz. Ali’nin:

 

Ve tez’umu enneke cirmun sagîrun

Ve fîke’ntav-âlemu’l-ekber.” beyitlerini,

 

Mânâsı: 

Ey insan, sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanırsın, 

Ama bütün âlem senin içine sığdırılıp gizlenmiştir[x]

 

şeklindeki vecizesini epigraf olarak kullanmıştır. 

 

Hz. Ali’nin sözü ile Şeyh Gâlib’in beytini karşılaştırdığımızda son derece büyük bir benzerlik olduğu görülmektedir. 

 

Gâlib’in beyti, adeta Hz. Ali’nin vecizesinin bir “mısra-ı berceste” hüviyetinde ifade edilmiş şeklinden ibarettir:

 

“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”[xi]

 

Mânâsı: 

“Ey insan “kendine hoşça bak; âlemin özüsün sen;

varlıkların gözbebeği olan insansın sen.” 

 

Bu bakış açısı, tasavvuf muhitlerinde “Ben yere göğe sığmam; mümin kulumun kalbine sığarım”[xii] şeklinde kudsî hadis olarak rivayet edilen ifadeden mülhem olup, mutasavvıfların görüşlerinde de açıkça görülmektedir.

Dolayısıyla insan ile kâinat arasında bir mikrokozmos–makrokozmos kıyaslaması yapılmakta; en büyük mucize ve yaratılış şaheseri olan insan, tasavvuf düşüncesinde “büyük âlem (âlem-i kebîr)” olarak kabul edilmektedir.

 

İnsan:

        İlahi bir değerle yaratılmış,

        Kulluk ile anlam kazanmış,

        Aşk ile derinleşmiş,

        Katkı ile değer bulmuş bir varlıktır.

Bu nedenle varoluş, sadece “yaşamak” değil;

anlamlı, sorumlu ve hakikate yönelmiş bir hayat sürmektir.

 

O hâlde insan için asıl mesele var olmak değil; varlığını hakikate adayarak, yokluğu bile anlamlı kılacak bir iz bırakabilmektir.

 

السَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى

 

“Selâm, hidayete tabi olanların üzerine olsun.”

 


  

 

Yazar Hakkında

Dr. Celalettin KANDEMİR

14.04.2026 -Herborn / ALMANYA

 

 


 

Kaynakça (İSNAD 2 – Numaralı)

 

[1] Ali ibn Abi Talib, Nehcü’l-Belâğa.

[2] Elmalılı Hamdi Yazır.

[3] Roger Garaudy. İnsanlığın Medeniyet Destanı. Çev. Cemal Aydın. İstanbul: Pınar Yayınları, 1995.

[4] İsmail Hakkı Aydın, konuşma kaydı, 03.02.2025.

[5] Fuzûlî, Türkçe Divan. Haz. Abdülbâki Gölpınarlı. İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1950.

[6] İbn Ata Allah el-İskenderî, el-Hikemü’l-Atâiyye.

 

[7] Ömer Kirazoğlu. Şiirler (1989).

 

[8] Mehmet Akif, “İnsan”, Safahat, ( Haz. M. Ertuğrul Düzdağ ), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1987.

 

[9] Şeyh Gâlib. “Tercî-i Bend”, Şeyh Gâlib Divanı’ndan Seçmeler, (Haz. Abdülbaki Gölpınarlı), 1.Bsk., Millî Eğitim Basımevi, İstanbul, 1971.

 

[10] İsmail b. Muhammed el-Aclûnî. Keşfü’l-afâ ve Müzîlü’l-İlbâs ammâ’ş-tehere minel-Eâdîs alâ Elsinetin-Nâs. Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1351.

[11] Yunus Emre. Divan. Haz. Mustafa Tatçı. Ankara: Akçağ Yayınları, 2005.




[i] Sana uyan müminlere kol kanat ger.” Şu’ara 26/215.

[ii] Ali ibn Abi Talib, Nehcü’l-Belâğa.

[iii] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (İstanbul: Eser Neşriyat, 1979), c. 1, s. 45.

[iv] Roger Garaudy, İnsanlığın Medeniyet Destanı, çev. Cemal Aydın, (İstanbul: Pınar Yayınları, 1995), s. 15.

[v] Yunus Emre, Divan, haz. Mustafa Tatçı (Ankara: Akçağ Yayınları, 2005), s. 123.

[vi] Fuzûlî, Türkçe Divan, haz. Abdülbâki Gölpınarlı (İstanbul: İnkılâp Kitabevi, 1950), s. 87.

[vii] İbn Ata Allah el-İskenderî, el-Hikemü’l-Atâiyye, (Kahire: Mektebetü’l-Mahmûdiyye, ts.), s. 12.

[viii] Ömer Kirazoğlu, Şiirler (1989).

[ix]Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir:

Zeminlerden, semâlardan taşarken feyz-i Rabbânî,

Olur kalbin tecellî-zâr-ı nûrâ-nûr-i Yezdânî.

Musaggar cirmin amma gâye-i sun’-i İlâhîsin;

Bu haysiyyetle pâyânın bulunmaz, bîtenâhîsin!

Edîb-i kudretin beytü’l-kasîd-i şi’ri olmuşsun,

Hakîm-i fıtratın bir anlaşılmaz sırrı olmuşsun.” (Mehmet Akif, “İnsan”, Safahat, (Haz. M. Ertuğrul Düzdağ), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1987, s. 64). 

***

“Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen

Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen

Sırr-ı Hakk’sın mesel-i İsî-i Meryem’sin sen” (Şeyh Gâlib, a.g.e., s. 11).

(Bildiğin gibi değil, her varlıktan daha olgun, daha ilerisin sen.

Rûhsun, Cebrâil’in üfürmesiyle ikizsin; Tanrı’nın sırrısın, Meryem’in oğlu İsâ gibisin sen).

[x] Mehmet Akif, a.g.e., s. 64.

[xi] Şeyh Gâlib, “Tercî-i Bend”, Şeyh Gâlib Divanı’ndan Seçmeler, (Haz. Abdülbaki Gölpınarlı), 1.bsk., Millî Eğitim Basımevi, İstanbul, 1971, s. 10.

[xii] Aclûnî, İsmail b. Muhammed el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ ve Müzîlü’l-İlbâs ‘ammâ’ş-tehere mine’l-Ehâdîs ‘alâ Elsineti’n-Nâs, Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1351, 2/195. (Hadis olarak meşhur olmakla birlikte sahih kabul edilmemektedir; tasavvuf literatüründe yaygın şekilde kullanılmaktadır.)

 



61 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ve Lâ Gâlibe İllallah - 07/04/2026
“ABD Despotizminin İran Karşısında Mağlubiyeti ve Türkiye’nin Başat Olduğu Yeni Dünya Düzeni”
Kıymetli Meslektaşlarıma 41. Yıl Nasihatim - 29/03/2026
Sen öyle bir meslek icrâ etmektesin ki; bir insanın doğumundan ölümüne senin olmadığın, senin gönlüne dokunmadığın bir kişi bile yoktur. Yani beşikten mezara kadar görevlisin sen…
Dijital İstila: Ekranların Gölgesinde Yeni Savaş - 18/03/2026
Savaş artık sınır boylarında değil; ekranların ardında, zihinlerin içinde yaşanmaktadır. Bugünün dünyasında algoritmalar, veri akışları ve içerik bombardımanı; klasik savaş araçlarının yerini almış durumdadır.
Tilavetten Hayata: Kur’an’la Hemdem Olmanın Bereketi - 15/03/2026
Mümin için Kur’an tilaveti, Allah ile sohbet etmek, O’nun kelamına muhatap olmak demektir. Nitekim büyükler, "Rabbinizle aranızı düzeltin" emrini en güzel şekilde Kur’an’a sarılarak yerine getirmişlerdir.
Oruç İnsanın Gözünü Ve Gönlünü Açar - 10/03/2026
Ramazan yalnızca bir takvim ayı değildir; o, rahmetin sağanak sağanak indiği, mağfiretin çağlayanlar gibi aktığı bir tezkiye mevsimidir. Bu ayda zaman mukaddesleşir, mekân ruh kazanır; gündüz sabırla, gece kıyamla dirilir.
ABD ve İsrail’in İran Politikası Üzerinden Ortadoğu’yu Yeniden Dizayn Etme Çabası - 03/03/2026
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran karşısında giderek sertleşen tutumu, yalnızca iki devlet arasındaki konjonktürel bir gerilim değildir.