• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Celalettin KANDEMİR
celalettinkandemir1966@gmail.com
Kıymetli Meslektaşlarıma 41. Yıl Nasihatim
29/03/2026




K
ıymetli Meslektaşlama 41. Yıl Nasihati
 

 

Şimdi gelelim söze…

 

Hitabımı “sen diliyle” kuruyorum; kimse alınmasın, darılmasın.

Eksiklerimi bağışlaması için Yüce Rabbime sığınarak diyorum ki:

 

***

 

Ey kıymetli imam hatip kardeşim!…

 

Her şeyden önce peygamberlik mirasını taşıdığını unutma.

Hz. Peygamber (sav) ilmi miras bıraktı; sen o mirasın temsilcisisin.

Seni insanların gözünde yüceltecek olan arabaların, telefonların, makamların değil; bilgindir, tevâzuun ve vakârındır.

 

Sen öyle bir meslek icrâ etmektesin ki; bir insanın doğumundan ölümüne senin olmadığın, senin gönlüne dokunmadığın bir kişi bile yoktur.

Yani beşikten mezara kadar görevlisin sen…

 

İnsanları dünyaya geldiğinde onlara ilk olarak “HOŞ GELDİN !” deme sadedinde dünyanın en güzel lahûtî sadâsı olan EZAN-I MUHAMMEDÎ okuyup üfleyen (*) sensin!

 

İnsanların son nefeslerini verirken yine sen varsın;

Öldüğünde Âhirete uğurlayan ve SELÂ ile vedâ eden yine sensin!

 

YANİ: İLK NEFESİNDE DE, SON NEFESİNDE DE ALLAH’IN İSMİNİ SEN ÜFLERSİN!

 

Sen bir lokomotif gibisin, Sen düzgün isen arkandaki cemaat de düzgün olacaktır.

UNUTMA! “Eğri ağacın gölgesi de eğri olur!”

 

Sana istikâmet veren ise; her namazda tilâvet ettiğin Fatiha’daki ‘İhdine’s-sırata’l-müstakim’dir.

 

📍“BENİ, HÛD SURESİ İHTİYARLATTI” nebevî sözünü unutma: “FESTEKIM KEMÂ ÜMİRTE!” Ayetini..

Çünkü bilen bir imam, sadece arkasındakilere değil, önündekilere bile eğilmeyi hak ettirir.

 

Tâdil-i erkân gözetilmeden kılınan bir namaz ise, hadiste buyurulduğu gibi:

“Bırakın Semâyı, başının üstüne bile yükselmez!”

 

***

 

Kardeşim…

 

Hâfız olmayabilirsin, eyvallah.

Ama her gün sesli namazlarda aynı sûreleri okuma.

Yeni bir sûre duyunca müminlerin gönlü kıpırdıyor, heyecanlanıyor.

 

Kıraatini güzelleştir.

Gerekirse kıraat, makam, ses eğitimi al.

Öyle oku ki, cemaat “Keşke bu namaz hiç bitmese…” desin.

Ezan-ı Muhammediye’yi başkalarına fazla bırakma; cemaat, kendi imamının sesinde huzur bulur.

 

***

 

Saflara gelirken…

 

Arka saftan gelmek sünnettir; fakat salına salına, gururla değil…

Mahviyetle, tezelzülle, incelikle gel… Senin durusuna Melekler Meftun, Yürüyüşüne Felekler vurgundur!

Çünkü bu devlet herkese nasip olmaz. Ataullah İskenderî’nin dediği gibi:

 

“Senin ibadet edebilmen, Allah’ın sana en büyük armağanıdır.”

 

Hele bir de ibadet ettirmek için öne geçmek… Hz. İbrahim’in duasının tecelisisidir..

Ayetin tabiriyle “müttakilere imam olmak.”

Bunun için ne kadar şükretsen(k) az değil mi?

 

***

 

Cübben, sarığın ve en önemlisi de çorabın temiz değilse…

 

Lütfen giymeyiver.

Kirli bir cübbe, buruşuk bir sarık…

İnan, cemaatin içi burkuluyor:

“Bu benim imamım olamaz…” diyorlar içlerinden.

 

Hem kendin hem de Misafir hoca için ayrı cübbe, ayrı sarık ve çorap (Yedek namaz elbisesi, iç çamaşırı tahareti zaten belli!) bulundur.

Kirli terli bir cübbeyi misafirine giydirmek bize yakışmaz kardeşim.

 

Ey İmam Hatibim! Anadolu’da “İmamın sarığı beyazdır” derler.

Unutma burada kastedilen “beyazlık”, bu kutsal meslek öyle bir meslektir ki asla “leke götürmez” demektir.

Oturmandan kalkmana, susmaktan bakmana, konuşmandan yürümene kadar her halin çok önemlidir toplumun kesimleri nazarında..

 

***

 

Duaların…

 

Namaz sonrası, mevlütlerde, merasimlerde hep aynı duaları tekrar etme.

İnsan kalıba dökülmüş sözlerden ziyade gönülden kopan kelamı bekler.

 

Eskiler “Muktezâ-i hâle göre davranmak” derdi.

Yani Zamm-ı sûrenden duana, sözünden okuduğun Aşrı’na kadar:

Yer belirlesin, zaman belirlesin, cemaatin hâli belirlesin.

 

Cemaat dışarıda sağanak yağmur altında beklerken, veya güneş altında sıcakta kavrulup “Bir an önce namazı kılsak da huzura kavuşsak…” diye beklerken, sen ‘Cennetteki nimetlerden dem vurup duayı uzattıkça uzatırsan’, cemaat “Âmin” değil “sabır” dilerler.

 

***

 

Konuşmanı önce sen hisset…

 

Asık suratla durma namaza…

 

Sesini yükseltme.

Sen sağıra hitap etmiyorsun.

Ezberlediğini değil, hissettiğini söyle.

Kalpten çıkmayan söz, gönle giremez.

Unutma, kalplere Allah nazar etmektedir.

 

Duaları illa uzun Arapça ifadelerle yapmak zorunda değilsin.

Peygamberimizin teberrüken birkaç Arapça kelimesiyle başla, sonra Türkçe dua et.

Anlamadığı söze “Amin” diyene ne kadar tesir olur ki?

Ama anladığı duaya öyle bir “Amin” der ki, cami titrer…

 

***

 

Ve unutma…

 

Arkanda hasta, yaşlı, çocuklu insanlar olabilir.

Namazı ağırlaştırmak değil, kolaylaştırmak sünnettir.

 

📌 Saadet Asrı’nda kutlu Elçi Efendimiz (sav) bir sabah namazında zammı sûre olarak Felak ve Nâs sûrelerini okur.

Ashab-ı Kiram (ra)  merak eder; ‘neden bugün kıraat hafifti?’ diye..

O (sav) ise şöyle buyurur:

 

“Arkada bir çocuğun ağladığını işittim; annesinin kalbi sızlamasın diye kıraatimi hafif tuttum.”

 

İşte bu merhametten dolayı Hanefî mezhebi de farzlarda kıraati ve tesbihatleri üçer adetle sınırlamayı esah görmüştür (belki de).

 

Kul hakkından hep dem vuran ve vaazu nasihatte bulunan birisi olarak, sakın milletin zamanından çalma!

Meşhur bir rivayette ifade edildiği gibi;

Üç kişinin namazı yoktur:

-Hamal, Avcı, Hırsız…

 

***

 

📌🕌 Hunat Camii Topal Müftü Kıssası…

[[Merhum Hafız Üzeyir Kandemir babam (hocam) anlatmıştı]]

 

Kayseri’de meşhur Hunat Camii’nin imamı bir sabah namazında, mutâdın aksine kıraati kısa tutmuş.

Cemaat hemen homurdanmaya başlamış.

Durum, Topal Müftü namıyla bilinen celalli müftünün kulağına gitmiş.

 

Ertesi sabah müftü erken vakit camiye gitmiş, mihraba oturmuş.

Cemaat gelmiş ama kimse müftüyü tanımamış.

Namazı kıldırmış, hem de Kısa sûrelerle: Fîl ve Kureyş ile…

 

Namaz bitince dönmüş cemaate:

 

“Ey cemaat! Bu namaz oldu mu? Sahih oldu mu?”

Cemaat boynunu bükmüş: “Elbette efendim, siz bilirsiniz…”

 

Topal Müftü gürlemiş:

 

Eğer kabul olacağını bilsem, Kevser Sûresi’ni ikiye böler; bir rekâtta yarısını, diğerinde diğer yarısını okurdum!

Bir daha imamın kıraatine karışmayın!”

 

Ve cemaat o gün unutulmayacak bir ders almış.

 

***

 

Son söz…

 

‏بشّروا ولا تنفّروا، يسّروا ولا تعسّروا

Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.

Kolaylaştırın, zorlaştırmayın.

 

Ey imam hatip kardeşim;

Görevin ağır, vazifen kutlu, makamın peygamber yolunun gölgesi…

Senin sesin, senin duruşun, senin vakarından bir mahalle şekillenir.

Bir nesil büyür.

Bir gönül dirilir.

 

Yalnızca şunu yap:

Merhametinle, ilminle, edebinle bir imam ol.

O zaman cemaat değil, melekler bile arkanda saf tutar.

 

📝 NOT: *Bu yazı; lâyık olmayarak ifâ etmeye çalıştığım bu kutsal mesleğin 41. yılına girdiğim bu günlerde,

“En Başta Nefsime ve Tüm Değerli Meslektaşlarıma Nâçizâne Bir Hatırlatma ve Hasbihâldir.”

 


Yazar Hakkında


İmam Hatip Dr. Celalettin KANDEMİR

Herborn-Almanya

09/12/2025



360 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“Uyuyan Yılan” Çin'in Geri Dönüşü - 20/05/2026
“Dünya Sisteminde Güç Kayması, Batı’nın Çöküşü, Asya’nın Yükselişi ve Türk-İslam Medeniyetinin Yeni Jeopolitiği”
Karıncanın Çağrısı: “Evinize Dönün!” - 18/05/2026
Kahvehane, Kafe Kültürü ve Müslüman Türk Toplumunda Kültürel Savrulma Üzerine Bir Değerlendirme
Saha Expo 2026 Fuarı - Yıldırımhan Füzesi Ve Hatırlattıkları - 10/05/2026
Bugün sadece Balkanlar, Afrika ve İslam coğrafyası değil; Avrupa’dan Asya’ya kadar pek çok devletin, ayyıldızlı al bayrağın temsil ettiği güven ve caydırıcılık şemsiyesi altında yer alma arayışında olduğu görülmektedir.
Cumhuriyetin Enkazinda Doğan Bir Hafiz: Üzeyir Kandemir - 05/05/2026
Bu çalışma babamın şahsında, Anadolu genelinde din eğitimi ve öğrenimini ve öğretimini sürdürülmesi, insanların inançları uğruna neleri göze alabileceğinin canlı bir hikayesidir.
İnsan, Allah Teâlâ’nın Biricik Sırrı ve Şaheseridir - 26/04/2026
İnsanın bâtınında nice sırlar gizlidir. Bu sırlar, bir aynadan seyredilir gibi ancak mânevî idrakle kavranabilir. Bu mânevî aynadan bakabilen kişi için bütün cihan müşahede edilebilir.
Sanal Dünyanın “Karanlık Mecraları”: “Dijital Sokaklar”a, Bir Hadis Perspektifinden Bakış - 22/04/2026
Günümüzde “karanlık” kavramı sadece fiziksel bir durumu değil, aynı zamanda denetimsiz ve kontrolsüz alanlarıda ifade etmektedir.
Varoluşun Anlamı: Kulluk, Aşk ve Sorumluluk - 16/04/2026
İnsanoğlunun kıymet ve değerin farkındalığını arttıracak güçlü bir niyazı, şu hakikati de ima eder: Kul olmak, insan için erişilebilecek en büyük makamdır.
Ve Lâ Gâlibe İllallah - 07/04/2026
“ABD Despotizminin İran Karşısında Mağlubiyeti ve Türkiye’nin Başat Olduğu Yeni Dünya Düzeni”
Dijital İstila: Ekranların Gölgesinde Yeni Savaş - 18/03/2026
Savaş artık sınır boylarında değil; ekranların ardında, zihinlerin içinde yaşanmaktadır. Bugünün dünyasında algoritmalar, veri akışları ve içerik bombardımanı; klasik savaş araçlarının yerini almış durumdadır.
 Devamı