Celalettin KANDEMİR
celalettinkandemir1966@gmail.com
Ve Lâ Gâlibe İllallah
07/04/2026 “VE LÂ GÂLİBE İLLALLAH”: “ABD Despotizminin İran Karşısında Mağlubiyeti ve Türkiye’nin Başat Olduğu Yeni Dünya Düzeni”
Cenâb-ı Hakk, “kibriyâ” sıfatının gereği olarak kibirlenenlere hasımdır. Bu sıfat yalnızca O’na aittir. Buradaki “mütekebbir”[i] sıfatı Zâlimleri ve Kibirlenenleri Kahreden anlamında; büyüklüğe, yüceliğe ve mutlak onura en layık olan aşkın varlığı ifade eder. Dolayısıyla her tür zorbanın burnunu kırmak ve onu zelil kılmak, Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyetinin bir gereğidir.Münâvî’nin Feyzü’l-Kadîr adlı eserinde, “Kibirliye karşı kibir sadakadır” (el-kibrü ale’l-mütekebbiri sadakatün) şeklinde ilginç bir rivayet yer alır. Bu rivayetten hareketle, her kim olursa olsun, maddi gücü ve kudreti ne kadar kibirlenenlerin burnunu kirmak bu sebebe râci yüce Mevlâ’yı Müteal üzerine bir hak olarak belirtilmiştir. Bu makalemizde, son ABD–İsrail/ İran savaşının yalnızca sahada değil, zihinlerde ve küresel dengelerde meydana getirdiği derin sarsıntıları; ilâhî adalet ve sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde, dinî bir perspektifle okuyarak ortaya koyduğumuz analizleri siz kıymetli okurlarımızla paylaşacağız. İlâhî Kudret ve Galibiyet Meselesi “Allah Teâlâ kimi galip kılarsa onu mağlup edecek yoktur; kimi mağlup ederse onu galip getirecek kimse yoktur.” anlamı, Kur’an’da şu âyetle temellendirilir: “Eğer Allah size yardım ederse artık sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, O’ndan sonra size kim yardım edebilir?”[ii] Yine Allah’ın hükmünün mutlaklığı şu şekilde ifade edilir: “Allah hükmeder; O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur.”[iii] Bu âyetler, Allah’ın kudretinin sınırsızlığını ifade eden “Allah her şeye kadirdir”[iv]³ ilkesiyle birlikte düşünüldüğünde, galibiyet ve mağlubiyetin nihai olarak ilâhî iradeye bağlı olduğunu gösterir. “Vela galibe illallah” ifâdesi ise Kur’an ayeti olmamakla birlikte İslâm düşüncesinde yaygın bir şiar olup özellikle Elhamra Sarayı’nda yer alan tarihî bir ifadedir ve yukarıdaki âyetlerin anlamını özetler. Kelâm ilminde bu mesele, Allah’ın mutlak hâkimiyetini ifade eden rububiyyet tevhidi ve kader anlayışı çerçevesinde ele alınır. Ebu’l-Hasan el-Eş‘arî ve Ebu Mansur el-Maturidi gibi âlimlere göre, Allah’ın dilemesi olmadan ne galibiyet ne de mağlubiyet gerçekleşebilir.[v] Bu bağlamda akaidde şu ilke formüle edilmiştir: “Allah’ın verdiğini engelleyecek yoktur; vermediğini verecek de yoktur.”[vi] Hz. Peygamber Döneminden Bir Örnek: Kasvâ Olayı Bu konuda en çarpıcı örneklerden biri, İslâm tarihinde saadet asrında yaşanmıştır. Hz. Peygamber’in Kasvâ adlı devesi son derece hızlıydı ve yarışlarda sürekli galip gelirdi. Ancak bir gün çölden gelen bir bedevînin devesi Kasvâ’yı geçmiştir. Bu durum sahâbîlere ağır gelmiş, ancak Resûl-i Ekrem onları uyararak şu hakikati bildirmiştir: Her yükselen ve zirveye ulaşan şeyin aşağıya indirilmesi Allah’ın bir kanunudur.[vii] Kasvâ hakkında klasik kaynaklarda geniş bilgiler yer almaktadır.[viii] Ayrıca Hz. Peygamber’in şu sözü de bu bağlamda dikkat çekicidir: “İslâm yücedir; onun üstüne çıkılamaz.”[ix] Tarihsel ve Güncel Yansımalar ABD başkanı Donald Trump, modern dönemde liderler arasında kibir ve güç gösterisi bakımından en çok öne çıkan isimlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar Firavunlar, Nemrutlar ve Hâmanlar seviyesinde olmasa da, özellikle son yüzyılda bu konuda dikkat çeken bir figürdür. Trump’ın ikinci döneminde sergilediği tutumlar, kamuoyunda “Delidir, ne yaparsa yeridir” ifadesinin somutlaşmış hâli olarak yorumlanmaktadır. Tarihsel süreçte zalim ve zorba yöneticilerin akıbetine bakıldığında, ilâhî adaletin tecellî ettiği görülmektedir. Bu bağlamda Saddam Hüseyin örneği dikkat çekicidir. Onun Kuveyt’i işgali ve ardından yaşanan süreçler, güç ve zulmün kalıcı olmadığını göstermektedir. Küresel Denge ve Türkiye’nin Konumu Günümüzde yaşanan gelişmeler, özellikle Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşanan acılar, küresel sistemde yeni bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Bu süreçte Türkiye’nin tarihsel misyonu yeniden gündeme gelmektedir. Osmanlı mirasını taşıyan Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de mazlumların hamisi olma potansiyeline sahiptir. Türkiye; sahip olduğu nüfus, jeopolitik konum, askerî kapasite ve çok kültürlü yapısıyla bu sorumluluğu üstlenebilecek nadir devletlerden biridir. Özellikle savunma sanayii alanındaki gelişmeler ve stratejik dış politika hamleleri bu durumu desteklemektedir. Sonuç Sonuç olarak, İslâm akaidine göre galibiyet ve mağlubiyet mutlak anlamda Allah’ın iradesine bağlıdır. Kibirlenenlerin zelil edilmesi, ilâhî adaletin bir tecellîsi olarak tarih boyunca kendini göstermiştir. Bu çerçevede hem bireysel hem de toplumsal düzlemde yaşanan olaylar, -dünya özelikle de Ortadoğu ve Avrupa, sancılı geçişlere gebe de olsa- ilâhî sünnetullahın (adâletin) bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Kaynakça (İSNAD2) ● Ebu’l-Hasan el-Eş‘arî. el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne. ● Ebu Mansur el-Maturidi. Kitâbü’t-Tevhîd. ● İbn Huzeyme. es-Sahîh. ● Beyhakī. es-Sünenü’l-kübrâ. ● Taberî. Câmiʿu’l-beyân. ● Belâzürî. Ensâbü’l-eşrâf. [i] Kur’an-ı Kerim, el-Haşr 59/23. [ii] Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân 3/160. [iii] Kur’an-ı Kerim, er-Ra‘d 13/41. [iv] Kur’an-ı Kerim, el-Bakara 2/20. [v] Ebu’l-Hasan el-Eş‘arî, el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne; Ebu Mansur el-Maturidi, Kitâbü’t-Tevhîd. [vi] Muhammed, dua rivayeti için bkz. Sahih-i Müslim, “Zikir”, 19. [vii] Sahih-i Buhari, “Cihâd”, 59. [viii] İbn Huzeyme, es-Sahîh, IV, 262; Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, IV, 332; Taberî, Câmiʿu’l-beyân, VI, 83; Belâzürî, Ensâbü’l-eşrâf, I, 306. [ix] Keşfu’l-Hafa, “el-İslâm ya‘lû…” rivayeti. |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Kurtlar Vadisi-Pusu'dan Çukur'a: Bu Milletin Çocuklarına Pusu Kurup, Kültürüne Çukur Kazdılar - 19/09/2026 |
| Bu necip millet, önüne konulan her şeyi yiyecek, her diziyi seyredecek, ikinci dünya ülkesi muamelesini hak etmiyor ve etmeyecektir. |
| Kıssacıdan Influencer'a: Hakikati Kim Anlatıyor? - 11/09/2026 |
| Minberin yerini ekran, caminin avlusunun yerini sosyal medya akışı, kıssacının sesini ise video, podcast, televizyon ve kısa içerik aldı. |
| Kandil Gecesi Özel Münacaatı - 23/08/2026 |
| Düştüğümüz dünya bataklığından, derin nefs ve enaniyet kuyularından, tepetaklak yuvarlandığımız menfaat çukurlarından bir an evvel çıkar bizleri Ya Rabbi! |
| Mekke Anlaşması: Erbakan'ın Hayalinden Stratejik Gerçekliğe - 16/08/2026 |
| Aslında Mekke Anlaşması yeni bir proje değildir. Bilakis, on yıllar önce merhum Necmettin Erbakan’ın hayalini süsleyen, Müslüman ülkelerin kendi aralarında ortak siyasi, ekonomik ve güvenlik mekanizmaları oluşturmaları yönündeki düşüncenin... |
| FETÖ'den SETÖ'ye: Devletin Cemaatlerle İmtihanı - 14/08/2026 |
| Devletin bünyesine sonradan nüfuz eden, dokusuyla uyuşmayan ve kendi bünyesinde yabancı bir ur gibi büyüyen yapılar, er ya da geç devletin güçlü iradesi karşısında sökülüp atılacaktır! |
| Bir İmamın Arkasında 30 Yıl - 12/08/2026 |
| Bugüne kadar meslek hayatımdan edindiğim tecrübeye dayanarak söylüyorum: “Bu milletin kurtuluşu ancak eğitimle mümkün olacaktır!” |
| Her Şey Aslına Rücu Eder - 30/07/2026 |
| Bu makale, siyasî hadiselerin yalnızca günlük politik tartışmalar bağlamında değil; tarih, sosyoloji, siyaset bilimi ve İslâm düşüncesi perspektiflerinden değerlendirilmesine yönelik kişisel analiz ve mülâhazaları ihtiva etmektedir. |
| Âşûre Günü: “Rahmet Ve Hüznün Buluştuğu Tarihî Bir Durak” - 25/06/2026 |
| Muharrem ayının onuncu günü olan Âşûre Günü, müstesna zaman dilimlerinden biridir. Bir taraftan ilâhî rahmetin ve kurtuluşun sembolü olarak kabul edilen hadiselerle anılırken... |
| Yurtdışına Göçün Görünmeyen Yüzü - 23/06/2026 |
| Bazen insan daha fazla kazanmanın, daha düzenli bir hayat sürmenin ya da daha parlak bir gelecek arayışının peşine düşüyor. Fakat... |
Devamı |