• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/alemdardernegi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905326474501
  • https://www.twitter.com/alemdardernegi
  • https://www.instagram.com/alemdardernegi
  • https://www.youtube.com/alemdardernegi

Bagis

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Site Menüsü

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın

Celalettin KANDEMİR
celalettinkandemir1966@gmail.com
Ve Lâ Gâlibe İllallah
07/04/2026

“VE LÂ GÂLİBE İLLALLAH”:

“ABD Despotizminin İran Karşısında Mağlubiyeti ve Türkiye’nin Başat Olduğu Yeni Dünya Düzeni”


Giriş

Cenâb-ı Hakk, “kibriyâ” sıfatının gereği olarak kibirlenenlere hasımdır. Bu sıfat yalnızca O’na aittir. Buradaki “mütekebbir”[i] sıfatı Zâlimleri ve Kibirlenenleri Kahreden anlamında; büyüklüğe, yüceliğe ve mutlak onura en layık olan aşkın varlığı ifade eder. Dolayısıyla her tür zorbanın burnunu kırmak ve onu zelil kılmak, Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyetinin bir gereğidir.

 

Münâvî’nin Feyzü’l-Kadîr adlı eserinde, “Kibirliye karşı kibir sadakadır” (el-kibrü ale’l-mütekebbiri sadakatün) şeklinde ilginç bir rivayet yer alır. Bu rivayetten hareketle, her kim olursa olsun, maddi gücü ve kudreti ne kadar kibirlenenlerin burnunu kirmak bu sebebe râci yüce Mevlâ’yı Müteal üzerine bir hak olarak belirtilmiştir.

 

Bu makalemizde, son ABD–İsrail/ İran savaşının yalnızca sahada değil, zihinlerde ve küresel dengelerde meydana getirdiği derin sarsıntıları; ilâhî adalet ve sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde, dinî bir perspektifle okuyarak ortaya koyduğumuz analizleri siz kıymetli okurlarımızla paylaşacağız.


İlâhî Kudret ve Galibiyet Meselesi

“Allah Teâlâ kimi galip kılarsa onu mağlup edecek yoktur; kimi mağlup ederse onu galip getirecek kimse yoktur.” anlamı, Kur’an’da şu âyetle temellendirilir:

“Eğer Allah size yardım ederse artık sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, O’ndan sonra size kim yardım edebilir?”[ii]

Yine Allah’ın hükmünün mutlaklığı şu şekilde ifade edilir:

“Allah hükmeder; O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur.”[iii]

Bu âyetler, Allah’ın kudretinin sınırsızlığını ifade eden “Allah her şeye kadirdir”[iv]³ ilkesiyle birlikte düşünüldüğünde, galibiyet ve mağlubiyetin nihai olarak ilâhî iradeye bağlı olduğunu gösterir.

“Vela galibe illallah” ifâdesi ise Kur’an ayeti olmamakla birlikte İslâm düşüncesinde yaygın bir şiar olup özellikle Elhamra Sarayı’nda yer alan tarihî bir ifadedir ve yukarıdaki âyetlerin anlamını özetler.

Kelâm ilminde bu mesele, Allah’ın mutlak hâkimiyetini ifade eden rububiyyet tevhidi ve kader anlayışı çerçevesinde ele alınır. Ebu’l-Hasan el-Eş‘arî ve Ebu Mansur el-Maturidi gibi âlimlere göre, Allah’ın dilemesi olmadan ne galibiyet ne de mağlubiyet gerçekleşebilir.[v]

Bu bağlamda akaidde şu ilke formüle edilmiştir:

Allah’ın verdiğini engelleyecek yoktur; vermediğini verecek de yoktur.”[vi]


Hz. Peygamber Döneminden Bir Örnek: Kasvâ Olayı

Bu konuda en çarpıcı örneklerden biri, İslâm tarihinde saadet asrında yaşanmıştır. Hz. Peygamber’in Kasvâ adlı devesi son derece hızlıydı ve yarışlarda sürekli galip gelirdi. Ancak bir gün çölden gelen bir bedevînin devesi Kasvâ’yı geçmiştir.

Bu durum sahâbîlere ağır gelmiş, ancak Resûl-i Ekrem onları uyararak şu hakikati bildirmiştir:

Her yükselen ve zirveye ulaşan şeyin aşağıya indirilmesi Allah’ın bir kanunudur.[vii]

Kasvâ hakkında klasik kaynaklarda geniş bilgiler yer almaktadır.[viii]

Ayrıca Hz. Peygamber’in şu sözü de bu bağlamda dikkat çekicidir:

“İslâm yücedir; onun üstüne çıkılamaz.”[ix]



Tarihsel ve Güncel Yansımalar

ABD başkanı Donald Trump, modern dönemde liderler arasında kibir ve güç gösterisi bakımından en çok öne çıkan isimlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar Firavunlar, Nemrutlar ve Hâmanlar seviyesinde olmasa da, özellikle son yüzyılda bu konuda dikkat çeken bir figürdür.

Trump’ın ikinci döneminde sergilediği tutumlar, kamuoyunda “Delidir, ne yaparsa yeridir” ifadesinin somutlaşmış hâli olarak yorumlanmaktadır.

Tarihsel süreçte zalim ve zorba yöneticilerin akıbetine bakıldığında, ilâhî adaletin tecellî ettiği görülmektedir. Bu bağlamda Saddam Hüseyin örneği dikkat çekicidir. Onun Kuveyt’i işgali ve ardından yaşanan süreçler, güç ve zulmün kalıcı olmadığını göstermektedir.


Küresel Denge ve Türkiye’nin Konumu

Günümüzde yaşanan gelişmeler, özellikle Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşanan acılar, küresel sistemde yeni bir kırılma noktasına işaret etmektedir.

Bu süreçte Türkiye’nin tarihsel misyonu yeniden gündeme gelmektedir. Osmanlı mirasını taşıyan Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de mazlumların hamisi olma potansiyeline sahiptir.

Türkiye; sahip olduğu nüfus, jeopolitik konum, askerî kapasite ve çok kültürlü yapısıyla bu sorumluluğu üstlenebilecek nadir devletlerden biridir. Özellikle savunma sanayii alanındaki gelişmeler ve stratejik dış politika hamleleri bu durumu desteklemektedir.


Sonuç

Sonuç olarak, İslâm akaidine göre galibiyet ve mağlubiyet mutlak anlamda Allah’ın iradesine bağlıdır. Kibirlenenlerin zelil edilmesi, ilâhî adaletin bir tecellîsi olarak tarih boyunca kendini göstermiştir.

Bu çerçevede hem bireysel hem de toplumsal düzlemde yaşanan olaylar, -dünya özelikle de Ortadoğu ve Avrupa, sancılı geçişlere gebe de olsa- ilâhî sünnetullahın (adâletin) bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.




Yazar Hakkında

Dr. Celalettin Kandemir

06.04.2026- Herborn / ALMANYA


Kaynakça (İSNAD2)

●        Kur’an-ı Kerim.

●        Sahih-i Buhari.

●        Sahih-i Müslim.

●        Ebu’l-Hasan el-Eş‘arî. el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne.

●        Ebu Mansur el-Maturidi. Kitâbü’t-Tevhîd.

●        İbn Huzeyme. es-Sahîh.

●        Beyhakī. es-Sünenü’l-kübrâ.

●        Taberî. Câmiʿul-beyân.

●        Belâzürî. Ensâbü’l-eşrâf.

 



[i] Kur’an-ı Kerim, el-Haşr 59/23.

[ii] Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân 3/160.

[iii] Kur’an-ı Kerim, er-Ra‘d 13/41.

[iv] Kur’an-ı Kerim, el-Bakara 2/20.

[v] Ebu’l-Hasan el-Eş‘arî, el-İbâne ‘an Usûli’d-Diyâne; Ebu Mansur el-Maturidi, Kitâbü’t-Tevhîd.

[vi] Muhammed, dua rivayeti için bkz. Sahih-i Müslim, “Zikir”, 19.

[vii] Sahih-i Buhari, “Cihâd”, 59.

[viii] İbn Huzeyme, es-Sahîh, IV, 262; Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, IV, 332; Taberî, Câmiʿu’l-beyân, VI, 83; Belâzürî, Ensâbü’l-eşrâf, I, 306.

[ix] Keşfu’l-Hafa, “el-İslâm ya‘lû…” rivayeti.

 



99 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Kıymetli Meslektaşlarıma 41. Yıl Nasihatim - 29/03/2026
Sen öyle bir meslek icrâ etmektesin ki; bir insanın doğumundan ölümüne senin olmadığın, senin gönlüne dokunmadığın bir kişi bile yoktur. Yani beşikten mezara kadar görevlisin sen…
Dijital İstila: Ekranların Gölgesinde Yeni Savaş - 18/03/2026
Savaş artık sınır boylarında değil; ekranların ardında, zihinlerin içinde yaşanmaktadır. Bugünün dünyasında algoritmalar, veri akışları ve içerik bombardımanı; klasik savaş araçlarının yerini almış durumdadır.
Tilavetten Hayata: Kur’an’la Hemdem Olmanın Bereketi - 15/03/2026
Mümin için Kur’an tilaveti, Allah ile sohbet etmek, O’nun kelamına muhatap olmak demektir. Nitekim büyükler, "Rabbinizle aranızı düzeltin" emrini en güzel şekilde Kur’an’a sarılarak yerine getirmişlerdir.
Oruç İnsanın Gözünü Ve Gönlünü Açar - 10/03/2026
Ramazan yalnızca bir takvim ayı değildir; o, rahmetin sağanak sağanak indiği, mağfiretin çağlayanlar gibi aktığı bir tezkiye mevsimidir. Bu ayda zaman mukaddesleşir, mekân ruh kazanır; gündüz sabırla, gece kıyamla dirilir.
ABD ve İsrail’in İran Politikası Üzerinden Ortadoğu’yu Yeniden Dizayn Etme Çabası - 03/03/2026
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran karşısında giderek sertleşen tutumu, yalnızca iki devlet arasındaki konjonktürel bir gerilim değildir.