Celalettin KANDEMİR
celalettinkandemir1966@gmail.com
Her Şey Aslına Rücu Eder
30/07/2026
Siyasî Öngörüler ve Stratejik Değerlendirmeler: **Tarihî Tecrübe, Seçim Sosyolojisi ve İlâhî Takdir Perspektifinden Bir Analiz** Öz Bu makale, siyasî hadiselerin yalnızca günlük politik tartışmalar bağlamında değil; tarih, sosyoloji, siyaset bilimi ve İslâm düşüncesi perspektiflerinden değerlendirilmesine yönelik kişisel analiz ve mülâhazaları ihtiva etmektedir. Çalışmada öncelikle bir din görevlisinin içinde yaşadığı toplumun meselelerine karşı sorumluluğu ele alınmış; daha sonra siyasî liderlerin yükseliş süreçlerinde krizlerin ve tarihî kırılma noktalarının rolü üzerinde durulmuştur. Makalenin seçim sosyolojisi, siyasî iletişim, dinî sembollerin kamuoyu algısındaki yeri ve günceel gelişmelerin siyasî süreçlere muhtemel etkileri değerlendirilmektedir. Çalışmanın temel yaklaşımı, siyasî olayların; milletin iradesi, tarihî şartlar ve ilâhî takdir anlayışının birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyaset sosyolojisi, siyasî öngörü, stratejik analiz, liderlik, seçim psikolojisi, siyasî iletişim, jeopolitik, ilâhî takdir. Giriş Din hizmeti alanında görev yapan bir kimsenin günlük siyasetin tarafı olmaması, yaşadığı toplumun meselelerinden tamamen uzak kalması anlamına gelmez. Bilakis İslâm düşüncesinde insan, içinde bulunduğu zamanın ve toplumun sorumluluğunu taşıyan bir varlıktır. Tasavvuf geleneğinde kullanılan ibnü’l-vakt kavramı, insanın yaşadığı zamanın farkında olması ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesini ifade eder.[i] Kur’ân-ı Kerîm’de: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar…”[ii] buyrularak toplumsal sorumluluğun önemine işaret edilmektedir. Bu anlayıştan hareketle, siyasî olayları değerlendirmek; günlük siyasî tartışmalara katılmak değil, toplumların geleceğini etkileyen gelişmeleri anlamaya çalışmak olarak görülmelidir. Bu makalede yer alan değerlendirmeler herhangi bir siyasî oluşumun propagandası değil; tarihî tecrübeler, siyasî sosyoloji ve stratejik analiz çerçevesinde yapılmış şahsî değerlendirmelerdir. 1. Tarihî Tecrübe ve Siyasî Öngörü Siyaset bilimi açısından öngörü, geleceğe ilişkin kesin bilgi değil; mevcut şartlardan hareketle oluşturulan analizdir. Tarih boyunca bazı liderlerin büyük sorumluluklara gelmeden önce ciddi kriz dönemlerinden geçtiği görülmektedir. Hz. Yusuf kıssası, bu açıdan İslâmî düşüncede önemli bir örnek olarak kabul edilir. Zira Hz. Yusuf’un zindan sürecinden sonra devlet yönetiminde önemli bir göreve yükselmesi, zorlukların bazen yeni imkânların başlangıcı olabileceğini göstermektedir.[iii] Bu tarihî perspektiften hareketle, 1990’lı yılların sonunda Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yaşadığı siyasî ve hukukî süreçleri, Türk siyasetinde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendirmiştim. Görev yaptığım dönemde meslektaşlarımla yaptığımız sohbetlerde ve yakın çevremde, bu sürecin ilerleyen yıllarda daha büyük siyasî sorumluluklara kapı açabileceği yönündeki kanaatimi ifade etmiştim. Bu değerlendirmem, herhangi bir siyasî tercihten ziyade, tarih boyunca krizlerin liderlik süreçlerinde meydana getirdiği dönüşümlere ilişkin bir gözleme dayanmaktaydı. 2. Siyasî İletişim, Seçim Sosyolojisi ve Dinî Semboller Modern siyasette seçim başarısı yalnızca ekonomik göstergeler veya parti programlarıyla açıklanmamaktadır. Kimlik, kültür, semboller ve toplumsal algı da seçmen davranışlarında önemli rol oynar.[iv] Türkiye gibi dinî ve kültürel değerlerin toplumsal hafızada güçlü olduğu toplumlarda siyasî aktörlerin dinî sembollerle ilişkisi kamuoyu tarafından dikkatle takip edilmektedir. Bu bağlamda 10 Ekim 2021 tarihinde yaptığım şahsî değerlendirmelerden birinde, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 seçim sürecinde muhafazakâr seçmenlerle daha güçlü bir iletişim kurabilmek amacıyla Hac veya Umre ziyareti gerçekleştirebileceği kanaatimi ifade etmiştim. Bu değerlendirme herhangi bir bilgiye değil; Türkiye’de değişen seçmen sosyolojisi ve siyasî iletişim stratejilerine ilişkin bir analiz niteliğindeydi. Daha sonraki süreçte dört gün önce Sayın Barış Yarkadaş’ın kamuoyuna yansıyan ve Sn. Kılıçdaroğlu’nun Umre ziyareti gerçekleştirdiği[v] şeklindeki açıklamaları, bu kanaatimi destekler mahiyette değerlendirilebileceği kanaatindeyim. Benzer şekilde Sayın Özgür Özel’in kamuoyuna yansıyan bazı dinî içerikli (abdest) görüntüleri[vi] de Türkiye siyasetinde dinî sembollerin görünürlüğünün arttığı iletişim biçimleri açısından değerlendirilebilir. 3. İlâhî Takdir, Zafer ve Mağlubiyetin Hikmeti: Kur’ân, Hadis ve Tarih Perspektifi İnsanlık tarihi incelendiğinde, siyasî başarıların veya başarısızlıkların yalnızca maddî güç unsurlarıyla açıklanamayacağı görülmektedir. Devletlerin yükselişi ve gerileyişi; ekonomik imkânlar, askerî kapasite, diplomatik ilişkiler ve toplumsal yapı gibi faktörlerle birlikte değerlendirilmelidir. İslâm düşüncesinde ise bütün bu sebeplerin üzerinde, kâinattaki olayları kuşatan ilâhî irade ve hikmet anlayışı bulunmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye gücü yetensin.”[vii] Bu ayet, tarih sahnesindeki yükseliş ve düşüşlerin nihai anlamda Allah’ın bilgisi ve iradesi içerisinde gerçekleştiğini ifade etmektedir. Ancak İslâm anlayışında ilâhî takdir, insan iradesini ortadan kaldıran pasif bir kader anlayışı değildir. İnsan, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekle yükümlüdür. Kur’ân’da: “Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerindeki durumu değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.”[viii] buyrularak toplumsal dönüşümde insan iradesinin rolüne dikkat çekilmektedir. Bu sebeple siyasî ve tarihî olaylar değerlendirilirken iki temel unsur birlikte ele alınmalıdır:
3.1. Hz. Peygamber’in (sav) el-ʿAdbâʾ Hadisesi ve Tarihî Dersler Hz. Peygamber’in (sav) meşhur devesi el-ʿAḍbâʾ ile ilgili rivayet, üstünlüğün ve başarının mutlaklaştırılmaması gerektiğini gösteren önemli örneklerden biridir. Rivayette, daha önce yarışlarda yenilmeyen el-ʿAḍbâʾ isimli devenin bir bedevinin devesi tarafından geçildiği aktarılmaktadır. Sahâbîler bu duruma şaşırınca Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Allah’ın, dünyada yükselen hiçbir şeyi alçaltmaması mümkün değildir.”[ix] Bu hadis, siyasî ve sosyal hayatta önemli bir ilkeye işaret etmektedir: Hiçbir güç, makam veya üstünlük kendiliğinden ebedî değildir. Sürekli başarı için adalet, liyakat, hikmet ve doğru yönetim anlayışı gerekir. Kanaatimizce, gelinen aşamada Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olmasının tarihî mirasıyla yeniden yüzleşmekte; kuruluş felsefesine, milletle kurduğu ilk bağlara ve kurucu kodlarına doğru, gecikmiş de olsa, tedricî bir dönüşün güçlü sinyallerini vermektedir. 3.2. “el-İslâmu Ya‘lû ve Lâ Yu‘lâ Aleyh” Rivayeti İslâm tarihinde meşhur olan: “el-İslâmu ya‘lû ve lâ yu‘lâ aleyh” “İslâm yücedir, onun üzerine çıkılamaz.” ifadesi, Müslüman toplumların hukukî ve dinî üstünlüğünü ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Ancak bu ifade, tarih boyunca bütün Müslüman siyasî yapıların her durumda mutlaka galip geleceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Zira Kur’ân-ı Kerîm, Uhud Savaşı sonrasında Müslümanların yaşadığı yenilgiyi şöyle açıklamaktadır: “Eğer size bir yara dokunduysa, o topluma da benzeri bir yara dokunmuştur. İşte biz bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz.”[x] Bu ayet, tarihî süreçlerde yükseliş ve gerilemelerin bir imtihan alanı olduğunu ve sürekli el değiştirdiğini göstermektedir. 4. Politik Dengeler ve Stratejik Senaryo Analizi Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, tarih boyunca önemli siyasî ve askerî gelişmelerin merkezinde yer almıştır. Türkiye’nin gündeminde önemli yer tutmaktadır. Uluslararası ilişkiler teorilerine göre devletlerin davranışları yalnızca askerî güçle değil; diplomasi, ekonomi, uluslararası ittifaklar ve kamuoyu yönetimi gibi çok boyutlu faktörlerle şekillenmektedir.[xi] Geçmiş yıllarda yaptığım bazı değerlendirmelerde, bölgesel krizlerin Türkiye’nin iç siyaseti üzerinde de etkili olabilecek gelişmeler meydana getirebileceği kanaatini ifade etmiştim. Ancak akademik açıdan herhangi bir savaş veya çatışmanın kesin şekilde gerçekleşeceğini ileri sürmek mümkün değildir. Modern uluslararası sistemde devletler öncelikle diplomasi, hukuk ve caydırıcılık mekanizmalarıyla krizleri yönetmeye çalışmaktadır. Bu nedenle burada ifade edilen yaklaşım, toplumun milli ve manevi degerlerinin siyasî atmosfer ve kamuoyu psikolojisi üzerindeki muhtemel etkilerine dair stratejik bir değerlendirmedir. 5. Sonuç ve Değerlendirme Siyasî olayları anlamak, yalnızca günlük gelişmeleri takip etmekten ibaret değildir. Tarih, sosyoloji, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve dinî düşünce birlikte değerlendirildiğinde daha kapsamlı analizler yapmak mümkündür. Bu makalede ele alınan değerlendirmeler herhangi bir siyasî hareketin lehinde veya aleyhinde propaganda amacı taşımamaktadır. Amaç; tarihî olayların arka planında bulunan sosyal, stratejik ve manevî unsurları değerlendirmeye çalışmaktır. Geçmişte bazı öngörülerin gerçekleşmiş olması, geleceğe dair bütün değerlendirmelerin kesin doğru olacağı anlamına gelmez. Çünkü siyaset, çok sayıda değişkenin etkilediği dinamik bir alandır. Bununla birlikte tarih bize şu temel ilkeleri öğretmektedir: ● Hiçbir siyasî güç mutlak değildir. ● Hiçbir iktidar dönem sonsuza kadar devam edemez. ● Toplumun inanç değerlerine, kültürel kodlarına ve köklü örf ve geleneklerine kayıtsız kalan hiçbir siyasî oluşum, uzun vadede toplumsal meşruiyetini koruyamaz ve varlığını sürdüremez. ● İnsan, sebeplere sarılmak ve sorumluluğunu yerine getirmek ve zamanın ruhunu okumakla yükümlüdür. ● Sonuç ise Allah’ın takdiri ve tarihî şartların birleşimiyle ortaya çıkar. Kur’ân-ı Kerîm, siyasî ve tarihî değişimin ilâhî sünnetlerinden birine şu ifadeyle dikkat çekmektedir: وَتِلْكَ الْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ “İşte biz o günleri (zafer ve mağlubiyet günlerini) insanlar arasında döndürür dururuz.” (Âl-i İmrân 3/140) Bu ayet, iktidarların ve güç dengelerinin değişebilirliğini ifade eden en güçlü Kur’ânî referanslardan biridir. Netice itibarıyla, Cumhuriyet Halk Partisi’nin son dönemde yaşadığı gelişmeleri ve önümüzdeki süreçte yaşanması muhtemel dönüşümleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olmasının tabiî bir sonucu olarak, kuruluş dönemindeki temel referanslarına ve tarihî kodlarına doğru tedricî bir yönelişin işaretleri şeklinde değerlendiriyorum. Zira Millî Mücadele’yi sevk ve idare eden kurucu irade, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı öncesinde Ankara’daki Hacı Bayram-ı Velî Camii’nde kılınan Cuma namazı ve yapılan duaların ardından Meclis’e yürüyerek tarihî bir başlangıca imza atmıştır.[xii] Bu tablo, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde millî irade ile milletin manevî değerleri arasında kurulan güçlü bağın en önemli sembollerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır. Bu bakımdan, tarihî kökleri bulunan siyasî hareketlerin zaman zaman kendi kuruluş felsefelerine, toplumsal hafızalarına ve kurucu referanslarına yeniden yönelmeleri, siyaset sosyolojisi açısından tabiî bir süreç olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede, halk arasında asırlardır söylenen şu hikmetli sözün anlamını bir kez daha hatırlatmak isterim: **“Her şey aslına rücû eder.”** Kaynakça Buhârî, Muhammed b. İsmâîl. el-Câmiʿu’s-Sahîh. Beyrut: Dâr İbn Kesîr. Kuşeyrî, Abdülkerîm. er-Risâle. Thk. Abdülhalîm Mahmûd. Kahire: Dârü’l-Meârif. Norris, Pippa. A Virtuous Circle: Political Communications in Postindustrial Societies. Cambridge: Cambridge University Press, 2000. Waltz, Kenneth N. Theory of International Politics. Reading: Addison-Wesley, 1979. Türkiye Büyük Millet Meclisi. Osmanlı’dan Günümüze Demokrasi Tecrübesi ve Parlamento. Ankara: TBMM Yayınları, 2023. Türkiye Büyük Millet Meclisi. “Meclisin Açılışı.” TBMM Kurtuluş Savaşı Müzesi. Erişim 30 Temmuz 2026. T24'te ilgili haber. (https://www.facebook.com/share/r/1LPT9Qf2sK/?mibextid=wwXIfr). Özgür Özel abdest. (https://www.facebook.com/share/v/1CwowsEscP/?mibextid=wwXIfr). NOT: Bir sonraki makalemiz, “Türkiye İzlenimleri” başlığı altında yayımlanacaktır. Bu çalışmada, sıla-i rahim vesilesiyle cennet vatanımız Türkiye’de görüştüğümüz dostlarımız, arkadaşlarımız ve farklı kesimlerden insanlarla yaptığımız sohbetler ışığında, ülkemizin sosyal, kültürel ve manevî panoramasını değerlendirmeye çalışacağız. Türkiye’yi birlikte okumaya ve yeniden keşfetmeye hazır olun… Lütfen bizi takipte kalın. Dr. Celalettin Kandemir 29 Temmuz 2027 Herborn/ ALMANYA [i] Abdülkerîm el-Kuşeyrî, er-Risâle, thk. Abdülhalîm Mahmûd, Kahire: Dârü’l-Meârif, ts. [ii] Kur’ân-ı Kerîm, et-Tevbe 9/71. [iii] Kur’ân-ı Kerîm, Yûsuf 12/54-56. [iv] Pippa Norris, A Virtuous Circle: Political Communications in Postindustrial Societies, Cambridge: Cambridge University Press, 2000. [v] Gazeteci Barış Yarkadaş’ın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yaptığı değerlendirmeler için bkz. T24'te ilgili haber. (https://www.facebook.com/share/r/1LPT9Qf2sK/?mibextid=wwXIfr). [vi] (https://www.facebook.com/share/v/1CwowsEscP/?mibextid=wwXIfr). [vii] Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân 3/26. [viii] Kur’ân-ı Kerîm, er-Ra‘d 13/11. [ix] Muhammed b. İsmâîl el-Buhârî, el-Câmiʿu’s-Sahîh, “Rikāk”, 34. [x] Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân 3/140. [xi] Kenneth N. Waltz, Theory of International Politics, Reading: Addison-Wesley, 1979. [xii] Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Meclisin Açılışı”, TBMM Kurtuluş Savaşı Müzesi (erişim: 30 Temmuz 2026). Ayrıca bk. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Osmanlı’dan Günümüze Demokrasi Tecrübesi ve Parlamento, Ankara: TBMM Yayınları, 2023, 102. |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Kandil Gecesi Özel Münacaatı - 23/08/2026 |
| Düştüğümüz dünya bataklığından, derin nefs ve enaniyet kuyularından, tepetaklak yuvarlandığımız menfaat çukurlarından bir an evvel çıkar bizleri Ya Rabbi! |
| Mekke Anlaşması: Erbakan'ın Hayalinden Stratejik Gerçekliğe - 16/08/2026 |
| Aslında Mekke Anlaşması yeni bir proje değildir. Bilakis, on yıllar önce merhum Necmettin Erbakan’ın hayalini süsleyen, Müslüman ülkelerin kendi aralarında ortak siyasi, ekonomik ve güvenlik mekanizmaları oluşturmaları yönündeki düşüncenin... |
| FETÖ'den SETÖ'ye: Devletin Cemaatlerle İmtihanı - 14/08/2026 |
| Devletin bünyesine sonradan nüfuz eden, dokusuyla uyuşmayan ve kendi bünyesinde yabancı bir ur gibi büyüyen yapılar, er ya da geç devletin güçlü iradesi karşısında sökülüp atılacaktır! |
| Bir İmamın Arkasında 30 Yıl - 12/08/2026 |
| Bugüne kadar meslek hayatımdan edindiğim tecrübeye dayanarak söylüyorum: “Bu milletin kurtuluşu ancak eğitimle mümkün olacaktır!” |
| Âşûre Günü: “Rahmet Ve Hüznün Buluştuğu Tarihî Bir Durak” - 25/06/2026 |
| Muharrem ayının onuncu günü olan Âşûre Günü, müstesna zaman dilimlerinden biridir. Bir taraftan ilâhî rahmetin ve kurtuluşun sembolü olarak kabul edilen hadiselerle anılırken... |
| Yurtdışına Göçün Görünmeyen Yüzü - 23/06/2026 |
| Bazen insan daha fazla kazanmanın, daha düzenli bir hayat sürmenin ya da daha parlak bir gelecek arayışının peşine düşüyor. Fakat... |
| ABD-İran Geriliminin Arka Planı ve Türkiye’nin Dengeli Dış Politikasının Stratejik Kazanımları - 21/06/2026 |
| Son dönemde yaşanan ABD-İran gerilimi, Orta Doğu’daki güç dengelerini yeniden tartışmaya açmıştır. Bu süreçte Türkiye’nin dikkat çeken yönü, hem Batı ittifakıyla ilişkilerini koruması hem de ... |
| Camilere Kadar Giren Futbolizm - 07/06/2026 |
| Günümüzde futbol, sadece sahada oynanan doksan dakikalık bir spor müsabakası olmaktan çıkmış; ekonomik, kültürel, siyasal ve psikolojik boyutları bulunan küresel bir fenomene dönüşmüştür. |
| Konforizm Arafat’a Kadar Ulaştıysa… - 02/06/2026 |
| Her ne kadar hacı adayları bu durumdan memnun olsalar da işin manevi arka planına basiret gözüyle bakıldığında, modern çağdaki bu değişimin, hatta dönüşümün çok da tasvip edilemeyeceği görülecektir. |
Devamı |